En son

Son bir kac gündür yolculugumun da yaklasmis olmasindan dolayi acaba Istanbul degismis midir diye düsünüyorum. Aklima gelen cesitli degisiklikler sunlar:

– Ben Istanbul’dayken henüz triicii(UMTS) yoktu. EDGE, GPRS, WAP kullanalar arasindaydik.
– Ben Istanbul’dayken Skibbe Galatasaray’in basinda. Lincoln henüz kacmamis, mor forma henüz ortaya cikmamisti.
– Ben Istanbul’dayken henüz metrobüs Anadolu yakasina gelmemisti. Insanlar sardalya gibi Camlica rampasinda duran ama kalkamayan metrobüste yolculuk etmeye baslamamislardi.
– Ben Istanbul’dayken secimler olmamis, insanlar kim ne yapari diyer konusuyorlardi.
– Ben Istanbul’dayken mevsimlerden kis, aylardan Ocakti.

Ve ben buraya geldigimden beri cok sey degisti…

“Sesimi duyan var mi?”

10 yil önceydi bu cümle hayatimiza girdiginde. Gecenin tam köründe geldi, resmi kayitlara göre 20, söylentielre göre 50 bin kisiyi de yaninda götürdü giderken. Uzun zaman hepimiz onunla yasadik. Istanbul’u yiktik, bir sey olmaz yahu dedik, diyenler ekmegini yedi, dinleyenler inandi. Belki de hayatimizin ilk ve tek cadir günlerini gecirdik. Iste öyle günlerdi. Daha fazla yazmaya icim elvermiyor…

Bu sabah posta kutuma bu serginin haberi geldi: http://www.fototrek.com/etkinlik_sergi17.html. Ben Istanbul’a geldigimde ziyaret etmeyi planliyorum, tavsiye ederim. Bu sergiyi düzenleyene de haber verene de cok tesekkürler. Umarim bu tip kötü günler bir daha yasanmaz.

Ayrica, herkesin kahramani Nasuh Mahruki ve ekibine bir kez daha tesekkürler.

Altug…

Bos…

Ne zaman yolculugun esigine gelsem garip hissetmeye baslarim. Gerek fiziksel, gerek zihinsel, gerekse de herseysel olarak aklim artik o moda girmis olur.

Su anki durumum biraz daha farkli olmasina ragmen, özünde yine ayni durumu barindiriyor. Söyle ki, iki gün icinde bir sinavim var, ona calisamiyorum(hala) ve konsantrasyonum iyice düsmüs durumda. Ders calismak da gelmiyor icimden, calistigimda düsünmek de. Ben hayatimin hicbir döneminde bu kadar uzun süre stresli oldugumu animsamiyourm henüz. Aslinda bir yandan güzel, bir yandan da kötü bu durum. Güzel, cünkü su anda stresli olmam demek yeni seyler ögreniyor olmam demek. Bu da beni mutlu ediyor. Yani isler akademik acidan bakildiginda fena degil. Tek sorun benim bu güzelliklerin neresinde oldugum. Bugüne kadar hep iyi notlar almaya alistigim icin su anda aldigim orta halli ve vasat notlar beni tatmin etmiyor. Ancak isin diger yani da su, sevmedigim isi yapmayi da pek sevmiyorum. O yüzden de bu aralar azicik konsantrasyon zorlugu cekiyorum. Peki bu durumun kötü yani nedir? Biiiir sürü sey ögreniyorum evet, ama sadece ögreniyorum/calisiyorum. Yani bu ne demek? Bu su demek: 4 aydir hafta sonum yok. 7 günlük mesaim var. Devamli yapmam gereken bir sey var. Yani söyle ki, sabah kalkip “Bugün ne kadar güzel bir gün!” demek yerine “Hmm, evet bugün sunlari yapsam, kalan isi de aksama dogru yapsam, hmm, cok da yorgunum, bir kismini da hafta spnu yaparim. Zatn bu bu ders var su saatten su saate kadar. Aradaki 3 saatte ise gitsem, dersten sonra da 2 saat kütüphanede takilsam, sonra da bla bla..” diyorum. Bu da beni psikolojik olarak yoruyor bu aralar. Nedeni de cok farkli bir sistemde ögrencilik yapiyor olmam. Evet, Graz’da yasadigim siralarda da benzer durumlar vardi, ancak orada yalniz olmadigimdan beni destekleyen birinin olmasi beni olumlu etkiliyordu. Simdi ise o durum olmadigindan, zor geliyor bazi seyler.

Yolculukgun esiginde bombos bir aksami daha geride birakiyorum. Simdi gitme zamani. Iyi geceler…

Not: Bugün GNOME’dan KDE Masaüstüne gecis yaptim. KDE 4.3 ilk izlenim olarak hic de fena degil.

Altug

Kirmizi !!

Seni de özledim. Cok uzun zaman oldu görüsmeyeli. Ayri kaldik, ama hep yanimdaydin o süre boyunca. Kah internetten, kah kahveden takip ettim seni, etmeye de devam edecegim.

Neden? Cünkü sen bana hayatimda gurur duyabilecegim seyler yasatansin. Senin sayende ögrendim ben Götebor’un nerede oldugunu, Manchester United’in formasinin kirmizi oldugunu, Real’in “gercek”ten farkli bir anlami olabilecegini… Ve senden ögrendim ben Edirne’nin disinda da bir yasam oldugunu. Belki de ondan su anda buradayim, kim bilir? Burada “Borrrrruuuuuuuussia Dortmund” deyince kimse anlamiyor, ama bana o0-2’nin ardindan Alman ögretmene yapilan sakalari hatirlatiyor.

Cok seysin benim icin:

– Kirmizi
– Büyük Kaptan
– Oliviera Capone Dos Santos #35
– Parcali!
– Kapalida yanan polarim, formam
– “We are the champions”
– “Hagi, Hagi, Haggi, Haggi, Haaagggiiii”
– Caglar, Mert, Anakonda Erhan
– 500, 500A
– “Eski Acik Sari Diyecek!”
– Acibadem McDonald’s
– Devre arasi kahvesi
– “Fatiih, noooluyoooo?”
– “Hangimiz daha sarisin?”
– “3-0’dan 4-2”
– bitmeyen 16 dakika
– Bir avuc cimen
– Otobüsteki mesale
– Isil Alben, Arda Turan
– Harry Kewell the wizard.


..
.

Her seye ragmen,aklimdasin, kalbimdesin. Seni de özledim, hem de cok…