Pesindeyiz – Nevizade Geceleri

Giden her sevgilinin ardindan
Hep biz olduk el sallayan
Haykirsak duyarlar mi sesimizi
Hangi sevdadan galip ciktik ki

Yürüyoruz sessiz ve kederli
Nevizade geceleri
Inletiyoruz her cikisinda
Istiklal caddesini

Bosuna cekilmedi bunca cile
Yürüyoruz gündüz gece
Haykirdik ama duymadi hic kimse
Pesindeyiz her yerde

Zaten asklar hep yalan dolan
Sonu hep aci hüsran
Bize her sevdadan geriye kalan
Sadece GALATASARAY

Cimbombom’un Combombom’um
canim feda olsun sana
Hicbir seye degisilmez
Senin sevgin bu dünyada

Istanbul’da, deplasmanda
Yagmurlarda, camurlarda
Kimim var ki senden baska
Cimbombom’um sen cok yasa

Bugünkü mac icin söylenecek bir sey yok. Eger seytanin bacagini kiracaksak o bugün olmali. Eger bugün olmazsa, daha da zor. Ama olmasa da, sorun yok. 9 yildir ne oluyorsa yine o olur en fazla. Ama bu mücadele etmemek demek degil tabi ki. Ama eger elden gelen mücadele yapilacaks, herkes canini disine takip oynayacaksa, futbolun yalniz futbol olmamasi gerceginden dogan sonuclarbence göz ardi edilebilir. Ne demisler, “Yeter ki islansin o forma!”

Bir de buradan Daddy Cool’a sesleniyorum*: “Haydi!”
* Sanki okuyacakmis gibi

Karadeniz

Hep bir yanim olmadi benim orada. Yeni yeni aslinda sevgim Karadeniz’e. Cocukken “Senin memleketin babanin memleketi neresiyse orasidir.” derlerdi. Bununla yasadim yillarca. Erzincanli’ydim ben hep. Derseniz ki gittim mi? Gördüm mü, hayir. Ama dedim ya, Erzincanli’ydim ben.

Ordu’dan geliyor oysa ki benim diger bir yarim. Ben de cok iyi bilirim karalahana corbasini, karalahana dolmasini, ya da fasulye tursusu kavurmasini. Ama son yillarda anladim/anliyorum ben Karadeniz’i. Belki Kazim Koyuncu’yla, belki baska nedenlerden dolayi, bilmiyorum ama seviyorum oralari artik. Ordu’ya gittigimden kalan anilar op zamanki bakisimin simdikinden farkli olmasi dolayisiyla cok edgiller. Simdi gitsem belki de daha farkli bakarim dünyaya, o ayri. Ama gerek TVde, gerekse cevremde gördügüm Dogu Karadeniz beni artik cok etkiliyor. Yasanmisliklarin ne kadar önemi var, bilmiyorum ama orada ben nesemi de buluyorum, kederimi de.

Yani, bir yer hem bu kadar neseli, hem de bu kadar hüzünlü nasil olabiliyor, anlamasam da seviyorum o halini karadenizin. Beni en cok ziplatan Karadeniz’in horonu ve aglatan da agitlari aslinda. Iki uc kutupta yasayan bu yeri sevmemek elde mi?

Bir de hikayeleri var ki, eger dizilerde izlediklerimiz gibiyse sadece izleyebiliyor insan…

Su replik unutulacak gibi degil mesela: “Gözlerindeki Karadeniz’ de boğulmak istiyordum, olmadı. Bize düşen gözlerinde değil, yokluğunda kaybolmakmış.”