Bodrum’daki Durum

Kaç yasında olduğum çok da önemli değil aslında. Yaşadığım hayat, 76 yaşındaki bir emekli memur hayatı.

Şu an Bodrum’dayım ama yanımda kendi yaşımda kimse olmadığından evde geçiriyorum hayatımı. Bu akşam babamla merkezde yürüdük ve tabii ki Ayvalık’ta yazlık sahibi bir emekli edasıyla yapılan bir akşam yürüyüşünden öteye geçmedi. Zaten dönüşte kalabalık olmasın diye barlar sokağı yerine arka paralelinden döndük eve. Ben tek başıma bir şey yapamayacağım için de saat 23:30 sularında eve gelip ajansı dinledikten sonra 00:00 gibi yatıyorum şimdi.

Oysa ben de isterdim herkes gibi arkadaşlarımla geleyim, eğleneyim. Akşam çıkalım takılalım, sabah dönelim eve, öğleden sonra deniz, aksam yine eğlence. Bunu yapmak isterdim ve bunca yıldır Bodrum’a gelir giderim, akşam dışarı çıkmışlığım çok azdır.

Ve bir gün inanıyorum, kız arkadaşımla tatile çıkma fırsatım olacak(dolayısıyla bir gün kız arkadasım olacağına da inanıyorum).

Ha, gerçi yaş oldu 26 ve hayatta envayi çeşit şey için geç kalmış hissediyorum kendimi. Bu son iki mevzu da bu listede yer alıyor.

Neyse ben yatayım, sabah yürüyüşe çıkarım sıcak basmadan, dönüşte de gazete alıp ajansı öğrenirim yarın.

Hamiş: Birileri şu duruma acıyıp Bodrum’a gelsin ne olur…

Hayatın Garipliği

Bazen hayat çok garip şeyler hazırlıyor size. Bu blogda daha önce defalarca bahsettigim bir kadın var. bu kadın benim hayatımın bir döneminde oldukça deger verdigim, uğruna çok üzüldüğüm bir kadın. Özellikle de burada geçirdiğim yalnız günlerde aklımdaki “sevgili” kavramının gerçek anlamdaki tek karşılığı olduğu icin olsa gerek, ona oldukça bağlanmıştım, üstelik kendinin haberi olmadan.

Tüm bunların sonucunda, bundan bir kaç ay önce yeni bir iliskiye başladığını -kendisinden- öğrendim. Buna ek olarak artik sosyal ağlarda ve benzer sekillerde iletişim kuramayacağımızı da belirtti. Bunu öğrendiğimde master tezimin en ateşli anlarıydı ve bir iki gün hem hayatımı hen de tezimin gidişini etkiledi.

Buraya kadar her şey normal. Asıl gariplik bu noktadan sonra başlıyor aslında. Bu olayların ardından hayatımdan tamamen çıkardığım bir insan oldu kendisi. Bu da aslında belki de çok geç kalınmış bir şey olsa da, ancak bu yaşananların ardından becerebildim.

Peki ne oldu sonrasında? Kayalara doğru pula yelken ilerleyen dümeni bozuk tezim, bir anda dümenini kendi kendine tamir edip yeniden açık denizlere doğru yol almaya başladı. Zamanında teslim edildi ve sunumu da başarıyla gerçekleşti. Bu da benim icin bir donemin sonunun olumlu habercisi oldu. bunun yani sıra bir kaç yerle is görüşmelerine başladım ve bunlardan birisi ile daha resmi mezuniyet durumum gerçekleşmeden -ki hala mezun değilim, sözleşme imzalama konumuna geldim. Bu arada belirtmeliyim, cevaplamadıklarımı saymazsak, iki yere başvuru yapıp 4 formayla görüştüğümü de belirteyim. Yani insanları ben aramadım insanlar bana ulaştılar bir şekilde.

Bunların ışığında sorguladığım Konu şu: Kafamı rahatlatan kötü sayılabilecek ama beni çok az etkileyen bir olaydan sonra ondan tamamen bağımsız şeylerin bir anda olumlu gitmeye başlaması bana garip geliyor. Bazıları secret falam diyeceklerdir, en sonunda ona inanmaya başlayacağım bu gidişle.

Şimdi artık önümde yeni bir hayat var ve kısa bir süre sonra bambaşka kıyılara doğru yelken açacağım. Umarım ben ve herkes için en hayırlısı olur.

Doğumgünü

Doğumgüneri… Uzun zaman boyunca bana ifade etmedi doğum günlerim.  Hayatımda çeşitli sıfatlarla bulunan ve çok değer verdiğim kadınların (birisi bu blogu düzenli takip ediyor, canımsın) çok istemesiyle bir şeyler ifade eder gibi oldu. Yoksa doğumgünüm ve bir gün öncesi ya da sonrası arasında benim açımdan bir fark yok.

Bir süredir yalnız olduğumdan, artık eskisi gibi, anlamsız geliyor. Sadece bir tarih benim için. Bu yılkinin iki anlamı var gerçi, yeni bir hayatın başlangıcı olacak. Umarım mutlu olurum bundan sonraki hayatımda.

Biterken “Çiğdem Erken – Ölürsen Haber Ver” çalıyordu…