Bu hafta takvimin 37. haftasiydi. Yazinin basliginin anlami da bu zaten. Artik biraz daha yogun bir hayatim oldugundan dolayi, haftalik özetler seklinde bir yazi yazmayi planliyorum. Eger gercekten büyük bir sey olursa, onu da bloga aktaririm. Ama su an icin görünen o ki, pek bu sekilde bir durum olamayacak malesef.

Pazartesi günüyle baslayalim. Pazartesi, benim icin hayatimdaki önemli günlerden biriydi. Ise gercek anlamda basladigim ilk gün diyebilirim. Saat 05:25 civari yola ciktim ve Aachen’a, isime dogru yol aldim. Daha önce bahsettigimi animsiyorum, isim hafta ici kimi sehirlerde, hafta sonu ise kendi evimde olan bir hayat barindiriyor. Bu yüzden de Pazartesi - Cuma arasi otelde konakliyorum. Pazartesi aksami is cikisi esyalarimi da alip otelime gittigimde bir de baktim ki, rezervasyonum olmadigi söyleniyor. Ama nasil olur, sirket 3 hafta icin rezervasyonumu yaptirdi, bende de mailler var. Maile baktigimda gördügüm manzara suydu, baska bir otel icin rezervasyonum yapilmis =). Ama sonraki iki hafta (yarindan baslayan hafta ve bir sonraki), o gittigim otelde kalacagim. ilk iki onay maili ise bu son iki haftanin maili olunca, ben tamaminin öyle oldugunu düsünüp dogrudan oraya gittim. Rezervasyondaki durumum oldukca komikti acikcasi =). Ardindan kendi otelime dogru yol aldim.

Aachen’da, otellerin ve danismanlik yaptigimiz sirketin bulundugu yerler varos diye tabir edebilecegimiz yerler. O acidan pek iyi bir yerinde bulundugumu söyleyemem. Is cikisi da isyerinden arkadaslarla takildigimizdan, cok bir gezip görme sansim olmadi. Ama bu hafta ici bir aksam bir tanidigimla disari cikma olasiligi yaratmak istiyorum. Cok sevgili bir arkadasimin nisanlisi ve ayni zamanda baska bir cok sevgili arkadasimin kuzeni Aachen’da yasiyor. Onunla görüsmek istiyorum. Bakalim…

Bizim sirkette genelde Persembe gününe kadar müsteride calisiliyor. Cuma günü ise ya ev-ofis, ya da kendi sirketimizin ofislerinden birinde olunuyor. Toplanti olmayan zamanlarda tabii. Bu hafta toplanti dolayisiyla herkes Münster’e, genel merkezin oldugu sehre gelmislerdi ve  bizim de Aachen’dan gitmemiz gerekiyordu. Calisma arkadaslarimdan birinin arabasiyla gitme durumum oldu. Araba, 1990 model bir Golf Cabrio. Oldukca eski, ama bana ömrümde ilk kez kabriyo keyfini yasatan araba olmasi acisindan benim icin özel bir yeri var artik. Rüzgari yüzümde hissederek yolculuk etmem, oldukca baska bir duyguydu. Tabi bir süre sonra üsüme durumlari olmadi degil. Tabii ki buna da bir cözüm bulundu ve arabanin kaloriferini actik. Ilk etapta beni inanilmaz güldürse de, ise yariyor =).

Bu haftanin kayda deger olaylari bu kadar. Önümüzdeki haftalarda görüsmek üzere!

 

Biterken Yann Tiersen’in Le Phare albümü caliyordu…