<?xml version="1.0" encoding="utf-8" standalone="yes"?><rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"><channel><title>not defterim</title><link>/</link><description>Recent content on not defterim</description><generator>Hugo -- gohugo.io</generator><language>tr</language><copyright>Altuğ Akay</copyright><lastBuildDate>Fri, 23 Jun 2023 00:00:00 +0000</lastBuildDate><atom:link href="/index.xml" rel="self" type="application/rss+xml"/><item><title>her kent hızla bozuluyordu, birinciliği istanbul&#39;a verdiler</title><link>/2023/06/23/2023-06-23-istanbul/</link><pubDate>Fri, 23 Jun 2023 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2023/06/23/2023-06-23-istanbul/</guid><description>sanırım istanbullunun veya uzun yıllar yaşamış olanın laneti o
bazı zamanlarda, özellikle de son zamanlarda, babamı daha iyi anlıyorum. bu yeni bir şey olmasa da, üstel artan frekansta olan bir şey artık. &amp;ldquo;yahu adam haklıymış aslında&amp;rdquo; dediğim çok konu var ve bunların araları daha da kısalıyor her seferinde. oysa onun dedikleri zamanında ne kadar da uzak, ne kadar da beni anlamayan bir yerdeydi, değil mi?
değilmiş. aslında tam tersi, ben onu anlamıyormuşum, şimdilerde netleşiyor bu.</description></item><item><title>zamir&#39;in yardımıyla başka bir dünya</title><link>/2021/11/24/2021-11-24-hakan-gunday-uzerine/</link><pubDate>Wed, 24 Nov 2021 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2021/11/24/2021-11-24-hakan-gunday-uzerine/</guid><description>son zamanlarda çok kitap okuyamasam da, zamanında hakan günday ile birçok insan gibi kinyas ve kayra&amp;rsquo;sı ile başlayan bir tanışmam oldu. bu tanışmaya yakın bir dostumu da dahil edip, üzerine konuştuk, sonra piç, malafa, vb. geldi. ve ben günday&amp;rsquo;ın karanlık dünyasına afili bir giriş yaptım.
karanlık bir yanı olan her sanat eseri gibi, günday&amp;rsquo;ın da benim için biraz ayrı bir yeri var. hem kurduğu o dünyalar ve bu dünyaların içinde doğmuş, yaşayan karakterler ve onların hayatları, insanı yaşadığı andan ve mekandan okuduğu süreç boyunca koparıp, başka bir yere götürüyor.</description></item><item><title>Yeni bir altyapı</title><link>/2021/01/09/2021-01-09-teknoloji-de%C4%9Fi%C5%9Fimi/</link><pubDate>Sat, 09 Jan 2021 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2021/01/09/2021-01-09-teknoloji-de%C4%9Fi%C5%9Fimi/</guid><description>Bu blog için yeni bir altyapıya geçtim. Eğer çalışmayan bir şey olursa sizden bana bunu bildirmenizi rica ediyorum.
Umarım bundan sonra yazma sıklığım da daha düzgün olur.
En kısa zamanda görüşmek üzere.</description></item><item><title>portekizli balıkçı</title><link>/2016/10/31/2016-10-31-portekizli-balikci/</link><pubDate>Mon, 31 Oct 2016 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2016/10/31/2016-10-31-portekizli-balikci/</guid><description>her gün bir sürü tehlike her gün bir başkası bir gün gelmedi ve geride bir dul bıraktı</description></item><item><title>her başkentin en güzel yanı, eve geri dönmesi değil</title><link>/2016/03/10/2016-03-10-her-baskentin-en-guzel-yani-eve-geri-donmesi-degil/</link><pubDate>Thu, 10 Mar 2016 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2016/03/10/2016-03-10-her-baskentin-en-guzel-yani-eve-geri-donmesi-degil/</guid><description>I m g 20160310 0001 e1487450533572
I m g 2701
I m g 2702
I m g 2705
I m g 2712
I m g 2721
I m g 2728
I m g 2733</description></item><item><title>[film 4] anında fotoğraflar</title><link>/2015/12/22/2015-12-22-film-4-aninda-fotograflar/</link><pubDate>Tue, 22 Dec 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/12/22/2015-12-22-film-4-aninda-fotograflar/</guid><description>merhaba,
analog fotoğrafçılıkla ilgili bir başka yazıda daha birlikteyiz. bu yazıda sizlere, aslında çok da yabancı olmadığımız, ama uzun yıllardır pek kullanmadığımız ve şimdilerde hipsterların hemen hemen tekeline geçmiş olan bir yöntemden bahsedeceğim: anında fotoğraf (anglosakson kökenlilerin &amp;ldquo;instant&amp;rdquo; dedikleri).
bu tip fotoğrafların en bilinen hali polaroid olmasına rağmen, yalnız bundan ibaret olmadığını belirterek başlayabiliriz. en yaygın ve bir zamanlar en ulaşılabilir konumdaki markanın bu olduğunu düşünürsek, bu durum çok da anormal değil.</description></item><item><title>yeniden merhaba</title><link>/2015/12/16/2015-12-16-yeniden-merhaba/</link><pubDate>Wed, 16 Dec 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/12/16/2015-12-16-yeniden-merhaba/</guid><description>herkese merhaba,
sitede yapılması mecburi olan teknik bir değişiklik nedeniyle bir süre yayında olamadım. ama şimdi her şey yeniden eskisi gibi olmalı (tahminim bu yönde, henüz &amp;ldquo;terso bir durum&amp;rdquo; göremedim).
kusura bakmayınız sevgili okuyucular.</description></item><item><title>kendi</title><link>/2015/10/12/2015-10-12-kendi/</link><pubDate>Mon, 12 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/10/12/2015-10-12-kendi/</guid><description>o, şarkılarda, şiirlerde, filmlerde anlatılan &amp;ldquo;giden&amp;rdquo; var ya hani&amp;hellip; hah, işte o benim.
 bugüne kadar kentlerden ve çok değerli hayatlardan gittim, üstelik darma duman ederek kimi güzellikleri. bir şekilde önceden programlanmış hedeflerin peşinden, çok yerden gittim, çok yerde yaşadım. gittiğim hiçbir yerde de dikiş tutturamadım. ayakta kalmaya çalıştıkça sendeledim. birilerinin olmak istediği, ama kimselerin olmadığı bir yerdeyim şimdi.
çok yalnızım, sevgilisizlikten bahsetmiyorum, o apayrı konu. yalnızım, çok. bundandır, hep birileriyle konuşma isteğim, devamlı bir yerlere yetişme telaşım.</description></item><item><title>fotoğraf makinası seçimi</title><link>/2015/10/10/2015-10-10-fotograf-makinasi-secimi/</link><pubDate>Sat, 10 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/10/10/2015-10-10-fotograf-makinasi-secimi/</guid><description>son zamanlarda artan fotoğraf makinası sayım yüzünden, her yolculuk öncesi aldığım en ciddi karar hangi fotoğraf makinasını yanıma alacağım oluyor. geri kalan kısım çok da önemli olmuyor, zira 4+ yıldır yaptığım işten dolayı devamlı yollardayım. haliyle, valiz hazırlamak, ne giyeceğime karar vermek, ve benzeri uğraşlar çok büyük meseleler olmaktan çıkmış durumdaydı kısa süre öncesine dek. ta ki filmli fotoğraf makinalarına olan ilgim artana dek.
analog fotoğrafa gönül vermemle birlikte daha fazla fotoğraf makinası edindim.</description></item><item><title>[film 3] dikkat denen şey hepimize lazım</title><link>/2015/10/04/2015-10-04-film-3-dikkat-denen-sey-hepimize-lazim/</link><pubDate>Sun, 04 Oct 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/10/04/2015-10-04-film-3-dikkat-denen-sey-hepimize-lazim/</guid><description>daha önce de bahsettiğim gibi, bir süredir eski günlere dönmüş durumdayım ve analog olarak fotoğraf çekiyorum ve çektiğim fotoğrafların banyosunu da evde gerçekleştiriyorum. bugün sizlerle başıma gelen talihsiz bir anıyı paylaşacağım.
geçenlerde parçalar halinde aldığım ve yaklaşık iki saatte kurduğum bir fotoğraf makinası edindim. bu makinayı test etmek amacıyla da bir film takıp, çekmeye başladım. yeterli derecede fotoğraf çektikten sonra, artık filmi banyo edip sonuçlara bakma zamanı gelmişti.
bu işlem için öncelikle filmi karanlık torbanın içinde banyo kabına koyup, ışıkla iletişimini kestim.</description></item><item><title>yol</title><link>/2015/09/20/2015-09-20-yol/</link><pubDate>Sun, 20 Sep 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/09/20/2015-09-20-yol/</guid><description>bazen, hayatımın büyük kısmını oluşturan şeyler, artık keyif vermemeye başlıyor. üstelik hayatın o kadar da içinde oluyor ki, her an, her dakika bir keyifsizlik hali baş gösteriyor. hani arkadaşlar da olmasa, çekilecek şey değil. diyor ya hani mahsun, &amp;ldquo;ama arkadaşlar iyidir&amp;rdquo; diye, öyle bir şey işte.
işte böyle dönemlerden geçerken, değiştirmek gerek bu sevimsiz şeyleri. her yeni başlangıç peşinen iyi ya da kötü olacak diye bir fikir yürütmek çok doğru değil.</description></item><item><title>[film 2] evde film yıkama ve karanlık oda</title><link>/2015/05/25/2015-05-25-film-2-evde-film-yikama-ve-karanlik-oda/</link><pubDate>Mon, 25 May 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/05/25/2015-05-25-film-2-evde-film-yikama-ve-karanlik-oda/</guid><description>yeniden merhaba! bir önceki yazımla birlikte adını film koyduğum bir seriye niyetlendim. daha önce de benzer serilere niyetlenip sonradan bozduğum oldu, o yüzden şu an bir şey söylemek zor. ama bu seriyi daha canlı tutmaya çalışacağıma söz veriyorum. bir nevi yazı dizisi yani :)
evet, gelişmeleri aktardıktan sonra, asıl konumuza gelebiliriz. son zamanlarda artan film kullanımımdan dolayı, çektiğim fotoğrafları kendim yıkamaya başladım. sonrasında da doğrudan filmden tarayarak dijitalleştiriyorum. ama bu konuya insanlar biraz yabancı olduğundan (başlamadan önce ben de öyleydim, bu çok normal), süreçleri biraz anlatmak istedim.</description></item><item><title>About</title><link>/page/about/</link><pubDate>Fri, 03 Apr 2015 02:13:50 +0000</pubDate><guid>/page/about/</guid><description>About Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Aenean nec dolor in magna lobortis egestas. Suspendisse eu erat tempor, tristique neque eu, convallis nulla. Curabitur vel bibendum lacus, at semper mauris. Suspendisse aliquet commodo ex, sed sagittis metus aliquam id. Maecenas feugiat rutrum lorem vel imperdiet. Nullam ornare lectus ut enim finibus, et porttitor mi tincidunt. Aenean lacinia, leo quis vehicula eleifend, quam libero sagittis erat, at euismod augue mauris et sapien.</description></item><item><title>Contact</title><link>/page/contact/</link><pubDate>Fri, 03 Apr 2015 02:13:50 +0000</pubDate><guid>/page/contact/</guid><description>Contact Aenean ipsum justo, semper eu nisl ut, pretium tincidunt sem. Praesent et diam sit amet lacus lobortis dictum a id lacus. Quisque hendrerit sit amet turpis eu varius. Ut id lorem ac felis ultrices tincidunt. Pellentesque consequat arcu ac fringilla imperdiet. Phasellus pellentesque, sapien non pulvinar blandit, sapien ante aliquet felis, vel porttitor sapien ante in lacus. Fusce non urna aliquet, malesuada nibh vel, luctus urna. Phasellus ut lacus molestie, varius purus quis, malesuada lorem.</description></item><item><title>[film 1] film (henüz) ölmedi</title><link>/2015/01/21/2015-01-21-film-henuz-olmedi/</link><pubDate>Wed, 21 Jan 2015 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2015/01/21/2015-01-21-film-henuz-olmedi/</guid><description>fotoğraf çekmeyi seven bir insan olmamdan dolayı, birkaç farklı türde makina ilgi alanıma giriyor. bunlardan kendime bir süredir en yakın bulduğum ise, &amp;ldquo;filmli&amp;rdquo; veya &amp;ldquo;analog&amp;rdquo; diye tabir edilen, eski klasik makinalar. bunlar, &amp;ldquo;&amp;lsquo;selfi&amp;rsquo; mi &amp;lsquo;özçekim&amp;rsquo; mi?&amp;rdquo; kavgasının sürdüğü günümüzde çok bulunamasa da, çok görülmüyor olsa da, aslında fotoğrafçılık konusuyla bu mefhumun biraz ilerisinde ilgilenenler için hala en azından aklın bir köşesinde bulunan fotoğraf çekme araçları.
size bugün amatör bir fotoğrafsever sıfatına sarılıp, bu konuyla ilgili - naçizane - bir kaç cümle kuracağım.</description></item><item><title>son-</title><link>/2014/09/07/2014-09-07-son/</link><pubDate>Sun, 07 Sep 2014 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2014/09/07/2014-09-07-son/</guid><description>blogda sonbahar temizliği yaptım. artık daha ferah.
madem ki artık hiçlik var, blogda da olsun&amp;hellip;</description></item><item><title>kentini sev</title><link>/2014/06/28/2014-06-28-kentini-sev/</link><pubDate>Sat, 28 Jun 2014 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2014/06/28/2014-06-28-kentini-sev/</guid><description>eğer bir süre boyunca başka bir kentte yaşarsanız, ister istemez o kentin dinamiklerine alışmak zorunda kalırsınız. aksi halde, özellikle de büyük kentlerde bu dinamikler sizin hayatınızı sürdürmenizi zorlaştırmaya başlar, hatta kimi zaman engeller.
daha önce bir yazımda bir şiire yer vermiştim, güzel ege&amp;rsquo;nin diğer yakasından. o şiirin bana anlatmak istediğiyle hala hemfikirim. eğer bir insan bir kentte çeyrek yüzyıla yakın süre geçirmişse, orayı unutması, geride bırakması, anılarını yoksayabilmesi çok mümkün değil.</description></item><item><title>sadece rüzgar</title><link>/2014/04/06/2014-04-06-sadece-ruzgar/</link><pubDate>Sun, 06 Apr 2014 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2014/04/06/2014-04-06-sadece-ruzgar/</guid><description>beni tanıyanlar ve bir süredir takip edenler bilirler ki, ben denizi severim. denizden çıkan ürünleri yerim, yanında kendimi huzurlu hissederim. çocukluğum istanbul&amp;rsquo;un maltepesi&amp;rsquo;nde, &amp;ldquo;yalı&amp;rdquo; mahallesinde geçmiştir (egeliler için &amp;ldquo;yalı&amp;rdquo; kelimesi durum konusunda yeterince açıklayıcı olacaktır. egeli olmayanlar için, deniz kenarında bir mahalledir efendim yalı mahallesi. eskiden oldukça güzeldi, şimdilerde fazlasıyla kalabalık). ondan olsa gerek, deniz önemli benim için. hatta iyot kokusuna zaman zaman o kadar özlem duyuyorum ki, sabiha gökçen havalimanı&amp;rsquo;na indiğimde iyot kokusu duyuyormuşum gibi oluyor (bilmeyenler için söylüyorum, sabiha gökçen havalimanı denize kuş uçuşu yaklaşık 5 km).</description></item><item><title>şehir</title><link>/2014/04/03/2014-04-03-sehir/</link><pubDate>Thu, 03 Apr 2014 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2014/04/03/2014-04-03-sehir/</guid><description>Yeni bir ülke bulamazsın. Başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın, Aynı mahallede kocayacaksın, Aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma. Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de…
Yukarıdaki dizeler, modern Yunan şairlerinden Konstantinos Kavafis&amp;rsquo;e ait.
Gurbet edebiyatı yapmak istemiyorum ama 5,5 yılın(and counting) özeti budur.
Herkese güzel bir perşembe dilerim.</description></item><item><title>akademi</title><link>/2014/01/02/2014-01-02-akademi/</link><pubDate>Thu, 02 Jan 2014 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2014/01/02/2014-01-02-akademi/</guid><description>her seçim bir vazgeçiştir&amp;hellip; bundandır, hiçbir insanın olmayışı, bir seçimin ardından diğer seçenekte kalmayan.
ben de o kümeye dahilim elbet, üstelik bir ya da iki soruyla değil. o yüzden aklım hep o &amp;ldquo;diğer şey&amp;rdquo;e kayar, mutsuz anlarıma çözüm oradaydım gibi sanki.
en son örneği ise aslında bir süredir depreşen akademiye dönüş isteği. bunun tetikleyicisi ise yayımlanan master tezim oldu. insan öyle bir hazzı ve tatmini az şeyden alır, geride kalan yıllarda gördüğüm kadarıyla.</description></item><item><title>blogfırtınası son durum</title><link>/2013/12/14/2013-12-14-blogfirtinasi-son-durum/</link><pubDate>Sat, 14 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/12/14/2013-12-14-blogfirtinasi-son-durum/</guid><description>ne yazık ki bir süredir işler güçler nedeniyle blog fırtınasına yeterince zaman ayıramadım. korktuğum başıma geldi yani :(
ama istek hala devam ediyor. o da bir şeydir.</description></item><item><title>yeniden</title><link>/2013/12/14/2013-12-14-yeniden-2/</link><pubDate>Sat, 14 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/12/14/2013-12-14-yeniden-2/</guid><description>fırtınalı ve karanlık bir geceydi. eylül, evde çok sıkılmıştı ve sahile inmeye karar vermişti. yolda bu havada çıkmanın çok da iyi bir fikir olmadığını anlamıştı ama temiz havanın iyi gelmişliği bunun üstesinden gelmeye yetmişti.
hava soğuk olduğu için adımlarını hızlandırdı. rüzgardan biraz olsun korunabilmek adına mümkün olduğunca ara sokakları tercih ediyordu. yolda sahile inmekten vazgeçmişti çünkü rüzgar eğer ara sokaklarda böyleyse, deniz kenarında daha da fazla olacaktı ve şu an rüzgarda savrulmak istediği son şeydi.</description></item><item><title>moda</title><link>/2013/12/06/2013-12-06-moda/</link><pubDate>Fri, 06 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/12/06/2013-12-06-moda/</guid><description>&amp;ldquo;Mutfakta penceremin önünde duruyorum…&amp;rdquo; dedi eylül telefonda arkadaşına. kahvesini koymuş, kar yağışını seyrediyordu, denizi görmeyen ama etrafı da çok kapalı olmadığından dolayı arada sırada mutfak balkonunda kahve içilebilecek evinşin tam da bu iş için uygun olan mutfak balkonundayken. bir süredir yalnızdı. konservatuvarda olmasına rağmen çok sosyal olamıyordu bu sıralar. içinden gelmiyordu pek&amp;hellip;
arkadaşı gizem de bunu bildiğinden, onu buluşmak için moda&amp;rsquo;ya davet etti. kemal&amp;rsquo;in yerine gidip alt balkonda pek kimse olmadan bir kahve içmeye ikisi de hayır diyemiyordu.</description></item><item><title>mektup</title><link>/2013/12/04/2013-12-04-mektup/</link><pubDate>Wed, 04 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/12/04/2013-12-04-mektup/</guid><description>eylül o gün her zamankinden biraz daha geç uyanmıştı. son zamanlarda benliğine işlemiş olan uyanamama hali nereden gelmişti, bilmiyordu. bildiği şey biraz daha acele etmezse, derse geç kalacağıydı.
konservatuvara girmeden önce orayla ilgil çok büyük hayalleri vardı. hal-i hazırda hayallerinden vazgeçmiş değildi ama yine de idealist bir şekilde sanat için yaşa(ya)mayacağını da biliyordu. içten içe bu durumu kabullenmişti. bu dakikadan sonra elinden sadece olabildiği kadar idealist olmak gelebilirdi. bunu ne kadar başaracağını ise her gün sorgulamaya devam ediyordu.</description></item><item><title>devam</title><link>/2013/12/02/2013-12-02-devam/</link><pubDate>Mon, 02 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/12/02/2013-12-02-devam/</guid><description>&amp;ldquo;Independent of the chart type, the time axis can be controlled under the graph and with a &amp;lsquo;Play&amp;rsquo; button the timely changes can be observed.&amp;rdquo;
kafasını kaldırdı kadın kitaptan. çalan zil, misafirlerinin geldiğini müjdeliyordu. tam zamanında gelmişlerdi, ders çalışmaktan sıkılmıştı artık. ayrıca keyfini kaçıran konu, yazdığı tezin artık iyice uzamış olmasıydı ve artık yavaş yavaş tezini veremeyeceğini düşünmeye başlamıştı.
hayatının o döneminde hiçbir şeyden keyif almıyordu kadın. sadece arkadaşlarını ve onlarla geçirdiği zamanı seviyordu.</description></item><item><title>blogfırtınası</title><link>/2013/12/01/2013-12-01-blogfirtinasi/</link><pubDate>Sun, 01 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/12/01/2013-12-01-blogfirtinasi/</guid><description>efendim bir süredir blogu boşlamış olmam gerçeği yadsınacak gibi değil. ben diyeyim iş güç, siz deyin hadi oradan, bir şekilde beceremedik o işi.
dün blog fırtınası diye bir şeye rastladım ve bu fikir bana oldukça ilginç geldi. denemek istiyorum, bakalım ne kadar sürdürebileceğim&amp;hellip; ilk gün bugün, bakalım nasıl olacak :)
izlemeye devam edin :)</description></item><item><title>raf</title><link>/2013/12/01/2013-12-01-raf/</link><pubDate>Sun, 01 Dec 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/12/01/2013-12-01-raf/</guid><description>bir varmış, bir yokmuş&amp;hellip; adam hiç olmayacak dediği şeyin olduğunu gördüğünden olsa gerek, o zamanı ayrı bir yere koymuş. üstelik çok da mutluymuş.
sonra zaman geçmiş, işler değişmiş, olaylar kötüye gitmiş. o gün gelmiş, her şey bitmiş.
masal bitmiş, kitap kapanmış, çok da kalabalık olmayan bir rafın en güzel yerine konmuş. arada sırada açılıp bakılmış, acaba kimi kısımları tekrar yazılabilir miymiş?
ama kitapmış, defter olmadığından, değişmezmiş.
kitap bir daha hiç açılmamış&amp;hellip;</description></item><item><title>vazgeçiş</title><link>/2013/11/10/2013-11-10-vazgecis/</link><pubDate>Sun, 10 Nov 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/11/10/2013-11-10-vazgecis/</guid><description>hayatımızı şekillendiren şey verdiğimiz ve vermediğimiz kararların tamamı diyebiliriz sanırım.
bu bağlamda bakıldığında, o karar verdiğimiz yol ayrımlarına şimdiki bilgimizle durup baktığımızda gördüklerimizin ne kadar mutluluk verdiği de de sanırım şu anki pişmanlık ya da memnunluk seviyemizi belirleyen şey.
peki, şimdi bir şansınız olsa ve şimdiki bilginizle geri gitseniz yine aynı kararları alır mıydınız? mesela kendimden yola çıkayım, hayatımdaki belki de en kötü günleri geçirdiğim şehir olan karlsruhe&amp;rsquo;de geçirdiğim o günleri o şekilde geçireceğimi bilsem eğer yeniden o yola sapar mıydım?</description></item><item><title>yüz</title><link>/2013/11/10/2013-11-10-yuz/</link><pubDate>Sun, 10 Nov 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/11/10/2013-11-10-yuz/</guid><description>bir süre önce &amp;ldquo;yüzyüzeyken konuşuruz&amp;rdquo; isimli bir grup keşfettim. oldukça iyiler, mutlaka dinleyiniz. benim en favori şarkım &amp;ldquo;ateş edecek misin?&amp;rdquo;
benden size bir kaç tane yutube linki madem:
http://www.youtube.com/user/kufurbazlama/videos
http://www.youtube.com/user/kaanbosnak/videos.</description></item><item><title>özlem</title><link>/2013/10/30/2013-10-30-ozlem/</link><pubDate>Wed, 30 Oct 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/10/30/2013-10-30-ozlem/</guid><description>http://www.zaytung.com/blgdetay.asp?newsid=226434
Bu yazıdaki tüm &amp;ldquo;Ankara&amp;rdquo;ları &amp;ldquo;Almanya&amp;rdquo; ile değiştirebilirsiniz.
&amp;ldquo;Hem İstanbul&amp;rsquo;daki arkadaşların yılda kaç kere görüyor ki birbirini? Zaten sen de dönsen şimdikinden daha mı sık görüşeceksin onlarla? Zaten yine yılda bir iki kez görüşeceksiniz! Herkesin kendi hayatı, kendine göre işi gücü var oğlum&amp;hellip;&amp;rdquo;
Bir ayaz vakti daha CGN&amp;rsquo;de uyanana dek&amp;hellip;</description></item><item><title>yeşil cumartesi</title><link>/2013/09/22/2013-09-22-yesil-cumartesi/</link><pubDate>Sun, 22 Sep 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/09/22/2013-09-22-yesil-cumartesi/</guid><description>öncelikle yeniden merhaba. uzun zamandır yazacaklarımı başka yerde ve offline depolamaya başladığımdan ötürü (defter kavramını bu kadar süper anlatamazdım sanırım), buraları boşlamıştım.
şimdi geri dönüyorum. planım, bir süre boyunca bu yaz gidip gördüğüm yerleri paylaşmak. Yarım defter kadar not, yaklaşık 2000 adet fotoğraf var. Ancak onlarla ilgilenecek zaman çok az. O yüzden bugüne dek neredeyse hiçbir şey yapamadım.
buna bir son verip, bu yazıyla geri dönüyorum. diğer yazılar ne zamana yetişir, bilinmez.</description></item><item><title>Kendine Yabancılaşma Üzerine</title><link>/2013/04/06/2013-04-06-kendine-yabancilasma-uzerine/</link><pubDate>Sat, 06 Apr 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/04/06/2013-04-06-kendine-yabancilasma-uzerine/</guid><description>Yabancı bir ülkede yaşamanın birinci icabi insanin en aşina olduğu şeye, ismine yabancılaşmasıdır.
Elif Şafak, Araf
Almanya&amp;rsquo;da yaşamaya başladığımdan bu yana Starbucks denen kahve zinciriyle oldukça yakınlaştım. Bnun temel nedeni ve ilk tetikleyicisi ise orta Avrupa ülkelerinin Pazar sıkıcılığı oldu. Günlerden pazarsa ve yalnız yaşıyorsanız, insan görmek için sokağa çıkıp Starbucks&amp;rsquo;a gitmeniz işten olmuyor. Orada da zaten genelde orta Avrupa ülkelerinin Pazar travmalarına alışık olmayan, sizin durumunuzun benzerini yaşayan insanlar oluyor.</description></item><item><title>şüphe</title><link>/2013/04/04/2013-04-04-suphe/</link><pubDate>Thu, 04 Apr 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/04/04/2013-04-04-suphe/</guid><description>&amp;quot;benim burada ne işim var?&amp;quot;
uzunca bir süredir bu cümleyi kurmamıştım, kısmet bugüneymiş demek. oysa ne zamandır iyiydim, havalardan olsa gerek bu depresyon hali. hani bahar depresyonu derler ya, o hesap herhalde.
bu haftasonu yaptığım istanbul gezisinden o kadar da umutluydum ki! iyi gelecekti. ama uzun zamandır olmadığım yere döndürdü beni. istanbul&amp;rsquo;dan gittiğimden beri ne kadar sınırlı ve küçülmüş bir hayatım olduğunu farkettim.
yanlış anlamaya mahal vermemek adına şunu bir kez daha belirteyim.</description></item><item><title>ölü</title><link>/2013/01/13/2013-01-13-olu/</link><pubDate>Sun, 13 Jan 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/01/13/2013-01-13-olu/</guid><description>Rakı içince ölülerden konuşmak icap eder. Belki rakı içerken araya giren sessizlikler daha uzun olduğu için, o sessizlikler ortama ruhani bir hava kattığı için.
- Emrah Serbes, afili parcalar 87: 2009 yazi geri gelmeyecek, http://getir.net/ijj8
Iki insanin ölülerden konusmasi icin birinin artik nefes almiyor olmasi gerekmez. Hatta bunu konusmak icin iki kisiye de ihtiyac yoktur. Pekala kendisiyle konusabilir insan bir kac duble raki esliginde.
Ölülerden bahsetmek, insanin icinde öldürdüklerinden bahsetmek, raki sofrasinda eger 2+ kisi yoksa zaten cok genelgecer bir davranistir.</description></item><item><title>ardindan</title><link>/2013/01/06/2013-01-06-ardindan/</link><pubDate>Sun, 06 Jan 2013 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2013/01/06/2013-01-06-ardindan/</guid><description>her tatilde oldugu gibi, bu tatilde de zamani yetiremedim. hem zaten tatillerin tamami yetmeyen zamandan olusmaz mi? bence öyle. hangi ülkede yasiyor olursaniz olun, tatiliniz ne kadar uzun/kisa olursa olsun, bu böyle. bundan da kacis yok malesef.
iste benim tatilim de yine cok kisaydi. tipki diger tatiller gibi yani&amp;hellip; standart tarife&amp;hellip; her dönüsümde göremedigim icin sitem eden onlarca insan birakiyorum. buna bir yenisi daha eklendi. ama ne yapayim? olmuyor iste. söz vermemeyi ögrendim cok sükür.</description></item><item><title>makas</title><link>/2012/11/29/2012-11-29-makas/</link><pubDate>Thu, 29 Nov 2012 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2012/11/29/2012-11-29-makas/</guid><description>önden sunu belirteyim, bu yazi politika icermez. sadece kendi yasadiklarimi anlatir.
kisa bir süre önce ögrendim ki, türkiye&amp;rsquo;deki okullarda artik kiyafet serbest olacakmis.
düsündürücü.
sunun cevabini önceden vermeli: evet, ben de lisedeyken hep bunun hayaliyle yasadim. su anda günlük rutinlerimden biri olan takim elbise ve kravattan olusan giyim tarzi, o zamanlar zul geliyordu( simdi de su anki müsteride kravat takamiyor olmak beni oldukca üzüyor, hayat iste ). cünkü o yasin kafa yapisi simdikinden cok daha farkli.</description></item><item><title>cok</title><link>/2012/11/23/2012-11-23-cok/</link><pubDate>Fri, 23 Nov 2012 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2012/11/23/2012-11-23-cok/</guid><description>cok sey yazasim, cok sey söyleyesim var. ne zamandir olmamisligi vardi bunun.
ama beceremiyorum. anlatilacak cinsten degil.
ayrica ben hala akbaba&amp;rsquo;nin evindeyim. kendime gelemedim&amp;hellip;
bi&amp;rsquo; bira daha?</description></item><item><title>Yollar</title><link>/2012/11/19/2012-11-19-yollar/</link><pubDate>Mon, 19 Nov 2012 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2012/11/19/2012-11-19-yollar/</guid><description>- 01.10.2012 - merhaba.
bu yaziya başladığımda saat 05:30 idi ve bu yazıyı trende yazıyordum. yola çıkalı yaklaşık 20 dakika olmuştu. şimdilerde bir sonraki trenle gidebilme fırsatımı kullanıyorum. o yüzden 5:30 evden çıkış saatim oldu. biraz daha iyi yani durumlar.
bu yazıya başladığımda yeni bir proje için hamburg&amp;rsquo;a gidiyordum ve ilk günümdü. bir süre oraya gidip geleceğim. yani yeni bir şehri daha listeye ekledim.
biliyorum, benim şu anda yaşadığım hayata özenen insanlar var.</description></item><item><title>defter (-ler)</title><link>/2012/09/02/2012-09-02-defter-ler/</link><pubDate>Sun, 02 Sep 2012 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2012/09/02/2012-09-02-defter-ler/</guid><description>benim defterlere karsi zaafim vardir. bir cok defterim vardir ve bu defterlere yazilar yazarim. cogunu sonuna kadar dolduramasam da, cok keyif alirim bunlarla hasirnesir olmaktan.
ne zamandir bloga yazdiklarimi sinirlandirdim, malumunuz. bu demek olmuyor ki farkli yerlerde ve sekillerde yazmiyorum&amp;hellip; bu mecralardan biri de defterlerim oldu hep. ama o kadar coklar ki, bitirmeye firsat olmadan yenisine yaziyorum. cünkü dayanamiyorum onlarin uzun zaman bos kalmasina. bu yüzden de devamli yeni defterler tutmaya basliyor, devamli yeni defterler ediniyorum.</description></item><item><title>esintiler</title><link>/2012/02/18/2012-02-18-esintiler/</link><pubDate>Sat, 18 Feb 2012 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2012/02/18/2012-02-18-esintiler/</guid><description>bazen cesitli düsüncelere daliyorum, düsünüp duruyorum&amp;hellip;
bugünkü favorim ise su: yanlis yerde konumlanmis durumda gibi hissediyorum kendimi. tamam, isim gücüm yerinde cok sükür. o konuda bir sikayetim yok. memur mantigiyla düsündügümde sikayet edebilecegim zerre kadar sey yok. ama en basindan, 9 yil öncesinde biraz daha farkli bir yola girmis olsam belki daha iyi bir hayat yasiyor olur muydum diye düsünmeden edemiyorum.
hafta sonlarimi genellikle isimden cok bagimsiz seyler yaparak degerlendiriyorum. mesela blogosfere göz atiyorum, fotograflar inceliyorum, yeni teknoloji haberlerini okuyorum, falan filan&amp;hellip;</description></item><item><title>yeniden</title><link>/2012/01/30/2012-01-30-yeniden/</link><pubDate>Mon, 30 Jan 2012 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2012/01/30/2012-01-30-yeniden/</guid><description>bir süredir kendi hayatimi begenmemeye basladim. artik kendim icin pek de elle tutulur seyler yapmiyormusum gibi geliyor.
Eskiden ne kadar da heyecanliydim, fotograf cekmek icin. Sokaga cikardim, fotograf cekerdim mesela. her gittigim yere yanimda makinami da götürürdüm. simdilerde sevmedigimden degil, cekecek vizyonumu kaybettigimden olsa gerek pek kullanmiyorum artik makinami. bu da canimi fena halde sikiyor. Mesela gerek yeni, gerekse eski fotograflarima bakinca eskisi kadar iyi isler cikaramadigimi farkediyorum. artik aklimda kompozisyonlar dolasmiyor, o gözle bakmiyorum dünyaya, cevreme.</description></item><item><title>Terslikler Havaalanı&#39;ndan Sevgiler</title><link>/2011/12/24/2011-12-24-terslikler-havaalanindan-sevgiler/</link><pubDate>Sat, 24 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/12/24/2011-12-24-terslikler-havaalanindan-sevgiler/</guid><description>Havaalanlarından nefret ediyorum!
Uçağın icinde yapacak hiçbir seyin olmaması yetmezmiş gibi, bu kez hayatımın en kötü havaalanı deneyimimi yasamama neden olan Köln havaalanından daha da nefret ediyorum şu an.
Oysa plan basitti. İsten çıkıp Köln&amp;rsquo;e gidecektim, sonra havaalanına geçip oradaki restoranlarda kafelerde takılacaktım. Uçağım saat 2&amp;rsquo;de oldugundan havaalanında geçirmem gereken zaman oldukça uzundu. Ama havaalanlarının kendine özgü dükkanları, vb olayı biraz olsun çekici kılmıştı.
Nereden bilirdim dükkanların saat 8&amp;rsquo;de, yeme-içme mekanlarının saat 10&amp;rsquo;da kapanacağını.</description></item><item><title>&#34;Gar&#34;daş</title><link>/2011/12/12/2011-12-12-gardas/</link><pubDate>Mon, 12 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/12/12/2011-12-12-gardas/</guid><description>Bir önceki yazıda bahsettigim bir kitap var. O kitabın bir yerinde &amp;ldquo;Sen benim gardaşımsın. En son seninle bir garda sarılmıştık&amp;rdquo; diyor yazar.
Bu cümle benim aklıma kimi düşünceleri getirdi. Bunun nedeninin bir süredir haftada en az iki kez uzun mesafe tren yolculuğu yapıyor olmam ve bunun yani sıra da şu an trende olmam olması kuvvetle muhtemel. Bahsedeyim:
Babamla iyi anlaşırız (Hayatımın kimi kısımlarında biraz olsun sorun yasamadım değil, ama hayatın en normal şeylerinden biri baba-oğul çekişmeleriyken bunun olmaması garip olurdu zaten).</description></item><item><title>Fotoğraf Bir Yazın Sanatı Olabilir Mi?</title><link>/2011/12/12/2011-12-12-fotograf-bir-yazin-sanati-olabilir-mi/</link><pubDate>Mon, 12 Dec 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/12/12/2011-12-12-fotograf-bir-yazin-sanati-olabilir-mi/</guid><description>Sener Soysal diye biri var. Fotoğraflar oldukça ilgili bir &amp;ldquo;Yıldızlı&amp;rdquo;, okuyor ve yazıyor aynı zamanda. Benim gibi tıpkı. Onu tanımam Yildiz Teknik Üniversitesi Fotoğraf Kulübü e-posta grubunda oldu. Tanımam dediğim, ismiyle karşılaşmam ve bir kaç da mailini okumamdan ibaret&amp;hellip;
&amp;hellip;-ti. Bir süre önce cok da geç kalmış bir sekilde tanıştığım altkitap&amp;lsquo;ta bir fotoğraf kitabı gördüm. Yazarı ise Şener Soysal idi. Tabii ki dogrudan edindim ve bugün onun kitabını okumaya başladım.</description></item><item><title>blog icerigi ve varligi ile ilgili</title><link>/2011/11/06/2011-11-06-blog-icerigi-ve-varligi-ile-ilgili/</link><pubDate>Sun, 06 Nov 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/11/06/2011-11-06-blog-icerigi-ve-varligi-ile-ilgili/</guid><description>uzunca bir süredir burada bir seyler yazip ciziyorum. ama bu seferki biraz daha farkli.
blog yasantim 2006 yilinda basladi, bir seylerden bahsetmeye basladim o siralar. sonra o blog cok da iyi gitmedi. bir sekilde zaman ayiramama ve yazamama, konsantre olamama sorunlariyla karsilastim, biraktim. oysa cok da umutluydum ortaya güzel seyler cikacagindan. ama olmadi. ne kalitesi, ne de kantitesi bir seylerin devam etmesine yetti. sonuc, hüsran.
sonra burayi actim. üstelik kendi internet alanimda yayin yapiyorum.</description></item><item><title>Karar(-sizlik)</title><link>/2011/11/01/2011-11-01-karar-sizlik/</link><pubDate>Tue, 01 Nov 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/11/01/2011-11-01-karar-sizlik/</guid><description>Kimi kararlar var ki, cok cabuk alinmiyor.
Uzun zamandan beri verdigim en zor kararlardan birinin esigindeyim hala. Bir süre önce bahsetmistim, tasinmam lazim. Ama bu konuda hala kesin bir karara varabilmis degilim. Bir yandan Köln gibi, Frankfurt gibi merkezi bir yere tasinmayi istiyorum. Ama diger yandan da belli bir hayatimi kurdugum sehir olan Karlsruhe&amp;rsquo;de kalmak&amp;hellip;
Aslinda basta karar vermek cok da zor degildi. Hatta ev bakmaya bile baslamistim. Ama sonra biraz daha isime gücüme alisinca baktim ki, durumlar baska, hayat ayri, öncelikler farkli.</description></item><item><title>van depremi ve sosyal medya uzerine</title><link>/2011/10/24/2011-10-24-van-depremi-ve-sosyal-medya-uzerine/</link><pubDate>Mon, 24 Oct 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/10/24/2011-10-24-van-depremi-ve-sosyal-medya-uzerine/</guid><description>bu hafta haberleri takip etmek oldukca yorucuydu. gundemin agitliginin yaninda uzuculugu de apayri bir boyuttu. ama 200&amp;rsquo;den fazla insanin hayatini yitirdigi ve 1000&amp;rsquo;den fazla insanin yasamini yitirecegi uzerinde duralan bir afeti dusundukce, insan bir garip oluyor.
sabah erken kalkacagim icin cok da takip edemedim dun aksam son durumu. ancak bu sabah twitter&amp;rsquo;a baktigimda insanlarin yardim cigliklarini gordum. evet, insanlar enkaz altindan cep telefon numaralarini tweet atiyorlar ki birileri onlara ulassin. cunku is makinalarinin sesleri onlarin yardim cigliklarini bastiriyor.</description></item><item><title>2011 - 41</title><link>/2011/10/16/2011-10-16-2011-41/</link><pubDate>Sun, 16 Oct 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/10/16/2011-10-16-2011-41/</guid><description>Bugün ilk kez hafta sonu bitti diye üzülüyorum. Arkadaslarimla güzel zaman gecirdim bu hafta sonu. Bundan sonrakiler nasil olur, bilmiyorum. Cünkü artik üniversite aciliyor. Bu da su demek, insanlarin yapmasi gereken seyler olacak. O yüzden disari cikamayacaklar. Ben de tabii ki peki diyecegim sadece.
Ama bu hafta sonu cok keyifliydi. Yeni biriyle tanistim, seker gibi bir insan. Cok sevdim mesela. Arkadas grubumuzdaki iyi insanlarin arasina birini daha kattik yani. Ayrica tatildeki arkadaslarimiz da döndüler bugün.</description></item><item><title>cumartesi&#39;de eksik olan</title><link>/2011/10/01/2011-10-01-cumarteside-eksik-olan/</link><pubDate>Sat, 01 Oct 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/10/01/2011-10-01-cumarteside-eksik-olan/</guid><description>bugüne keyifli baslamadim pek. anlatayim:
sorun su, özlüyorum. &amp;ldquo;sevgili&amp;rdquo;yi özlüyorum. spesifik bir ismi, kisiyi degil, o kavrami özlüyorum. sabah kalktigimda birilerinin beni düsünebilme ihtimalini, o heyecani özlüyorum. bir cumartesi gününde sevgiliyle bulusmayi, güzel zaman gecirmeyi mesela. birilerinin gözünün icine gülerek bakmasini&amp;hellip;
bu kadar. baska bir nedeni yok.</description></item><item><title>Istanbul ve Trafigi Üzerine</title><link>/2011/09/28/2011-09-28-istanbul-ve-trafigi-uzerine/</link><pubDate>Wed, 28 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/09/28/2011-09-28-istanbul-ve-trafigi-uzerine/</guid><description>Gecenlerde Deniz’in bana yolladigi ve cok hosuma giden bir yazi gördüm ve bu konuda bir kac sey söylemek istiyorum.
Öncelikle sununla baslayayim, her ne kadar bir süredir Istanbul’da yasamiyor olsam da Istanbul’da uzun süre arac kullandim ve o cileyi sonuna dek yasadim, arabayla hafta ici her gün kita degistirmek zorunda kalmam dolayisiyla. Yani, Istanbul’un otoyolunu da, sokak arasini da bilirim az-cok.
Yazida gecen konudaki fikirlerim, oldukca paralel. Bunu söylememem yanlis olacaktir.</description></item><item><title>2011-37</title><link>/2011/09/18/2011-09-18-2011-37/</link><pubDate>Sun, 18 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/09/18/2011-09-18-2011-37/</guid><description>Bu hafta takvimin 37. haftasiydi. Yazinin basliginin anlami da bu zaten. Artik biraz daha yogun bir hayatim oldugundan dolayi, haftalik özetler seklinde bir yazi yazmayi planliyorum. Eger gercekten büyük bir sey olursa, onu da bloga aktaririm. Ama su an icin görünen o ki, pek bu sekilde bir durum olamayacak malesef.
Pazartesi günüyle baslayalim. Pazartesi, benim icin hayatimdaki önemli günlerden biriydi. Ise gercek anlamda basladigim ilk gün diyebilirim. Saat 05:25 civari yola ciktim ve Aachen&amp;rsquo;a, isime dogru yol aldim.</description></item><item><title>tebdil-i mekan</title><link>/2011/09/10/2011-09-10-tebdil-i-mekan/</link><pubDate>Sat, 10 Sep 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/09/10/2011-09-10-tebdil-i-mekan/</guid><description>karar vermem lazım&amp;hellip;
bir yandan, buradan, bu sehirden nefret ediyorum. evet, sevmemek degil benimki, nefrete daha yakın ki ben aslında çok az seyden nefret ederim. ama 3 yildir yasadiklarim burayi zerre kadar sevmemi saglamadi. insanlar &amp;ldquo;bugun ne yapsak&amp;rdquo; derdindeyken, ben &amp;ldquo;bugun de bir sey yok yapacak&amp;rdquo; ya da &amp;ldquo;of ya yine mi bla bla&amp;rdquo; derdindeyim 3 yildir. tum bunlara ek olarak, zaten kisitli olan aktivitelere bir de yogunluk ve yorgunluk eklenince, iyice cekilmez oluyor.</description></item><item><title/><link>/2011/08/31/2011-08-31-709/</link><pubDate>Wed, 31 Aug 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/08/31/2011-08-31-709/</guid><description>Bugün akşamdan itibaren, yeni bir hayat bekliyor olacak beni. İş hayatının getireceği yeni şeyler inanılmaz heyecan duymama neden oluyor.
Ama bir yandan da duygusalım. Ne bileyim, zaman zaman dönüp ardıma bir bakıyorum ardımda neler bırakmışım diye. Bugün de o günlerden biri. Ardıma bakıyorum, ve şunu görüyorum: Hayatıma girmiş ve şu anda eskisi kadar olmayanları çok özlüyorum. Bazen çaktırmamaya çalışsam da, buralara gelmeden önceki eski hayatımı özlüyorum.
Bugünlük bu kadar. Bazen çok şey söyleyemiyor insan&amp;hellip;</description></item><item><title>Her Zaman Düşündükleri Olmuyor İnsanın</title><link>/2011/08/28/2011-08-28-her-zaman-dusundukleri-olmuyor-insanin/</link><pubDate>Sun, 28 Aug 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/08/28/2011-08-28-her-zaman-dusundukleri-olmuyor-insanin/</guid><description>Selam, sevgili blogum*! Nereden başlasam, şu an ben de bilmiyorum aslında. Ama bu akşam biraz, nasıl desem, hüzünlü gibiyim. Nedeni sanırım yeni bir şeylere başlıyor olmam üzerine düşüncelerim. Bilmiyorum, aslında her gün böyle değilim, sadece şu an bu şekilde hissediyorum.
Perşembe günü, işe başlıyorum. Ömrümün gerçek anlamda, tam zamanlı çalışacağım ilk işi. Haliyle oldukça yeni bir şey benim için. Bu yeniliğin getirdiği heyecan bende bambaşka heyecanları da doğurmuyor değil. Planlar yapıyorum kendimce, ilerisi için.</description></item><item><title>Yalnızlık Üzerine Saptamalar</title><link>/2011/08/11/2011-08-11-yalnizlik-uzerine-saptamalar/</link><pubDate>Thu, 11 Aug 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/08/11/2011-08-11-yalnizlik-uzerine-saptamalar/</guid><description>Aslında her şey, yaşanmış çeşitli olayların sonucu galiba.
Mesela ben, uzunca bir süredir yalnızım. Bu cümlenin bir çok anlamı olabilir: Yalnız yaşamak, aileden uzak olmak, arkadaşlarından uzak olmak, arkadaşlarına yakın olmak ama çok görüşememek, karşı cinsten biriyle duygusal olarak bir birliktelik içinde olmamak, birliktelik olsa bile bu birlikteliği bir arada yaşamamak, vb. Benim yaşadığım yalnızlık ise bunların tamamı olarak değerlendirilebilir (Zihinlerde canlanamayacak tek kısım arkadaşlık ile ilgili olan kısım olabilir. Ona açıklık getirmek gerekirse, bir süre önce terk ettiğim eski hayatımda bıraktığım arkadaşlarım ve şu anki hayatımda bulunan ve bu bulunma durumunun iş/okul gibi çeşitli nedenlerle fiziksel ya da ruhsal bağlamda sekteye uğraması durumu düşünülmelidir).</description></item><item><title>Bodrum&#39;daki Durum</title><link>/2011/07/21/2011-07-21-bodrumdaki-durum/</link><pubDate>Thu, 21 Jul 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/07/21/2011-07-21-bodrumdaki-durum/</guid><description>Kaç yasında olduğum çok da önemli değil aslında. Yaşadığım hayat, 76 yaşındaki bir emekli memur hayatı.
Şu an Bodrum&amp;rsquo;dayım ama yanımda kendi yaşımda kimse olmadığından evde geçiriyorum hayatımı. Bu akşam babamla merkezde yürüdük ve tabii ki Ayvalık&amp;rsquo;ta yazlık sahibi bir emekli edasıyla yapılan bir akşam yürüyüşünden öteye geçmedi. Zaten dönüşte kalabalık olmasın diye barlar sokağı yerine arka paralelinden döndük eve. Ben tek başıma bir şey yapamayacağım için de saat 23:30 sularında eve gelip ajansı dinledikten sonra 00:00 gibi yatıyorum şimdi.</description></item><item><title>Hayatın Garipliği</title><link>/2011/07/09/2011-07-09-hayatin-garipligi/</link><pubDate>Sat, 09 Jul 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/07/09/2011-07-09-hayatin-garipligi/</guid><description>Bazen hayat çok garip şeyler hazırlıyor size. Bu blogda daha önce defalarca bahsettigim bir kadın var. bu kadın benim hayatımın bir döneminde oldukça deger verdigim, uğruna çok üzüldüğüm bir kadın. Özellikle de burada geçirdiğim yalnız günlerde aklımdaki &amp;ldquo;sevgili&amp;rdquo; kavramının gerçek anlamdaki tek karşılığı olduğu icin olsa gerek, ona oldukça bağlanmıştım, üstelik kendinin haberi olmadan.
Tüm bunların sonucunda, bundan bir kaç ay önce yeni bir iliskiye başladığını -kendisinden- öğrendim. Buna ek olarak artik sosyal ağlarda ve benzer sekillerde iletişim kuramayacağımızı da belirtti.</description></item><item><title>Doğumgünü</title><link>/2011/07/08/2011-07-08-dogumgunu/</link><pubDate>Fri, 08 Jul 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/07/08/2011-07-08-dogumgunu/</guid><description>Doğumgüneri&amp;hellip; Uzun zaman boyunca bana ifade etmedi doğum günlerim. Hayatımda çeşitli sıfatlarla bulunan ve çok değer verdiğim kadınların (birisi bu blogu düzenli takip ediyor, canımsın) çok istemesiyle bir şeyler ifade eder gibi oldu. Yoksa doğumgünüm ve bir gün öncesi ya da sonrası arasında benim açımdan bir fark yok.
Bir süredir yalnız olduğumdan, artık eskisi gibi, anlamsız geliyor. Sadece bir tarih benim için. Bu yılkinin iki anlamı var gerçi, yeni bir hayatın başlangıcı olacak.</description></item><item><title>Mezuniyet Gözlüğü</title><link>/2011/05/22/2011-05-22-mezuniyet-gozlugu/</link><pubDate>Sun, 22 May 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/05/22/2011-05-22-mezuniyet-gozlugu/</guid><description>Karlsruhe&amp;hellip; Hayatımın son iki buçuk yılı bu saçma sapan, kendi dinamikleri olan şehirde geçti. Yakın süre içinde, bir terslik olmazsa eğer okulumu bitiriyorum ve artık iş arama evresine giriyorum.
Peki, ne olacak şimdi? Bir süre daha İstanbul&amp;rsquo;a dönmek istemiyorum, yurtdışında çalışmak istiyorum. O yüzden de iş başvuruları vs derken, asıl soru gelip çatıyor: Nerede? Bugüne kadar bunun cevabı &amp;ldquo;Karlsruhe dışında neresi olursa yeaaa&amp;rdquo; oldu. Ama artık iş ciddiye binmeye başladı.</description></item><item><title/><link>/2011/05/11/2011-05-11-635/</link><pubDate>Wed, 11 May 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/05/11/2011-05-11-635/</guid><description>Benim hayatımın her anında belli sınırlamalar oldu, bundan sonra da olacak. Bu bir gerçek. Bugün bunlardan birinden bahsetmek istiyorum.
Ben, beni tanıyanlar bilirler, biraz kiloluyum. Üstelik, normal insanlar kadar yiyorum ve yerken de bu yüzden seçici davranmaya çalışıyorum. İşin kötü yanı şu, bu durum çocukluğumdan beri var. Daha 6 yaşında başladığım ve 9 yaşına kadar periyodik olarak devam etmiş olan astım tedavimin sonucunda yüklenen kortizon içerikli ilaçların da bu durumda hatrı sayılır bir payı var tabi, yok değil.</description></item><item><title>Aganta Burina Burinata</title><link>/2011/04/15/2011-04-15-aganta-burina-burinata/</link><pubDate>Fri, 15 Apr 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/04/15/2011-04-15-aganta-burina-burinata/</guid><description>Denize bir kere bulaşan, suya bir kere paçası değen, denizde ölmedikçe dirlik bulamaz.
— Halikarnas Balıkçısı
Deniz, iyot kokusu, yosun, mavilik, huzur&amp;hellip;
Ne kadar da uzak bunlar bana ne zamandır&amp;hellip; Üstelik, hayatımın hiçbir döneminde düşlemesi bile mümkün değilken bunu&amp;hellip; Şimdi elimde sadece karasal bir hayatı olan ve ondan keyif almayan, &amp;ldquo;iyiyim&amp;rdquo; bile diyemeyen, sadece idare eden ve &amp;ldquo;Nasılsın?&amp;rdquo; sorusuna karşın idare ettiğini söyleyen bir ben var. En azından mutsuz değilim diye seviniyorum bir süredir.</description></item><item><title>Geç</title><link>/2011/03/28/2011-03-28-gec/</link><pubDate>Mon, 28 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/03/28/2011-03-28-gec/</guid><description>Geç kalıyorum hayata&amp;hellip;
Şu an içinde bulunduğum durumu anlatan en güzel cümle bu bence. Ne yapsam/yapmak istesem, birileri benden önce yapmış oluyor. Geçtiğim yollar yürünmüş. Karlı yollarda başkalarının ayak izleri var bu ara&amp;hellip;
Beraber yola çıktığım insanlar, çok öndeler benden. Sonu aynı olan ama bir dönemeçte farklı yöne saptığım için onlarınkine nazaran çok daha dikenli, çok daha engebeli bir yoldan, daha uzun sürede ulaşıyorum. Yol düzse bile, ayağım kayıyor, düşüyorum. Kalkıp tekrar yola koyulmak da her zaman biraz daha zor oluyor bir öncekinden.</description></item><item><title>Dışarı Çık!</title><link>/2011/03/20/2011-03-20-disari-cik/</link><pubDate>Sun, 20 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/03/20/2011-03-20-disari-cik/</guid><description>En çok haftasonları özlüyorum İstanbul&amp;rsquo;da olmayı. Hele ki son zamanlarda, sosyal ağlar ve bilimum diğer internet tabanlı araçlar sayesinde, insanların ne kadar da güzel zaman geçirdiklerini gördükçe insan özlüyor, ister istemez.
Ben, How I Met Your Mother dizisini severim. İçinde kimi zaman özlem duyduğum, kimi zaman da imrendiğim, ama ulaşma olasılığımın çok düşük olduğu ve benim bunu yeni farkettiğim, kabullendiğim, bu sayede de daha mutlu olmaya başladığım şeyler içeren bir dizi.</description></item><item><title>Bit...</title><link>/2011/03/08/2011-03-08-bit/</link><pubDate>Tue, 08 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/03/08/2011-03-08-bit/</guid><description>2005 imiş, baharmış. Analiz 2 sınavından çıkmışık. Çıkışta Aylin&amp;rsquo;in başından aşağı şu dökmüşük. Bit&amp;rsquo;e atlayıp, Dilara&amp;rsquo;yı Kabataş&amp;rsquo;a, okuluna bıraktıktan sonra 4 kişi olaylı bir köprü geçişinden sonra, Fenerbahçe&amp;rsquo;ye gitmişik. Orada takılmışık bir süre. arabanın sağ marşpiyelini aramızdan biri annesine yalan söylerken mahvetmişik. Sonra Acıbadem&amp;rsquo;de Nautilus&amp;rsquo;a gitmişik, oksijenli Kosla almışık, temizlemşik arda kalanları. Sonra herkes evine gitmiş.
Bu günü hiç unutmamışık&amp;hellip;</description></item><item><title>&#34;Müzik vardı, İnsanlar Onu Keşfetti&#34;</title><link>/2011/03/04/2011-03-04-muzik-vardi-insanlar-onu-kesfetti/</link><pubDate>Fri, 04 Mar 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/03/04/2011-03-04-muzik-vardi-insanlar-onu-kesfetti/</guid><description>Müzik&amp;hellip; Kimine göre, ruhun gıdası, kimine göre sabah ve akşam arabada/otobüste/yolda zaman geçirme aracı, kimine göreyse hayatın ta kendisi. Benim içinse, hepsinin bir harmanı.
Müzik dinlemeyi severim. Bir süredir de klasik gitarla klasik müzik yapmaya çalışıyorum. Çok iyi İyi olduğum pek söylenemez. Repertuarım çok kısıtlı. Ders aldığım hocam, oldukça iyi bir müzisyen. En büyük şansım da bu oldu herhalde. Ama, arada dinliyor gitarım beni, ben onu. Anlatmaya çalışıyorum, elimden geldiğince. Ama motivasyonum bu aralar çok azaldı.</description></item><item><title>Aşk Tesadüfleri Sever</title><link>/2011/02/27/2011-02-27-ask-tesadufleri-sever/</link><pubDate>Sun, 27 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/02/27/2011-02-27-ask-tesadufleri-sever/</guid><description>Bir aşk filmi düşünün, içinde hiç sevişme sahnesi olmamasına rağmeni sevgiyi, sevişmeyi, bazı şeylerin anlamını size tüm çıplaklığıyla anlatsın. Bunun yanında da, aslında aşk kadar önemli diğer sevgileri de o kadar anımsatsın ki size, elinizdeyken kimi şeylerin kıymetini bilemediğinizi anımsatsın, alsın, eskiye döndürsün&amp;hellip;
&amp;ldquo;Aşk Tesadüfleri Sever&amp;rdquo;, benim için böyle bir film. Az önce, şehrimdeki son seanstan çıktım ve eski sevgiler, aşklar dışında hayatın başka bir çok şeyini de sorgulattı bana. Aile hayatları, ölümler, dostluk, eski mahalle hayatı, doğru meslek seçimi, adı ne olursa olsun, beni başka diyarlara götürdü.</description></item><item><title>Mesleki Düşünceler</title><link>/2011/02/23/2011-02-23-mesleki-dusunceler/</link><pubDate>Wed, 23 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/02/23/2011-02-23-mesleki-dusunceler/</guid><description>Hayatımız boyunca bir çok dönemeçle karşılaşır, bir çok karar alırız. Sonra da onların sonuçlarını yaşar, görürüz. Bu dönemeçlerde doğru sapaklara sapıp sapmadığımızı da genellikle önceden sadece tahmin ederiz. Bunların kesin sonuçları malesef her zaman ilk etapta görünü olmaz.
Aslına bakarsanız, bir itirafta bulunmalıyım. Bugüne dek yaptıklarım, zaman zaman ben dahil kimi kişilerin beğenisini kazandı. Ama o kadar küçük şeyler ki aslında, hayatın geneline bakıldığında (bence) sonsuz küçük boyutlarda olduklarından onlar yoksayabiliriz.</description></item><item><title>Mutlu Yıllar</title><link>/2011/02/13/2011-02-13-mutlu-yillar/</link><pubDate>Sun, 13 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/02/13/2011-02-13-mutlu-yillar/</guid><description>Yıllar yıllar önce, iki kişi girdi hayatıma. Başlarda ikisini birbirinden ayıramazdım, ama daha sonra kimse ayıramazken, sesinden dahi tanır oldum. Gün geldi kavga ettim, gün geldi kankardeş oldum, gün geldi ağladım yanlarında, gün geldi güldüm ölesiye.
O iki insanla, belki de yaşanabilecek her şeyi yaşadık, ama hala çok şey eksik gibi. Yaşanacak çok gün var daha önümüzde!
Seviyorum sizleri. İyi ki doğdunuz, iyi ki varsınız&amp;hellip;
Sevgiler, Çelikgöbek</description></item><item><title>Denge</title><link>/2011/02/05/2011-02-05-denge/</link><pubDate>Sat, 05 Feb 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/02/05/2011-02-05-denge/</guid><description>Ne zaman bir şeyleri yoluna soksam/soktuğumu düşünsem, mutlaka bozuluyor. Bu da hayatın dengeyi koruma çabası herhalde&amp;hellip;
Hayır, yanarım da şuna yanarım, tüm bunlar gerçekleştikten sonra hayata pozitif bakabileceğimi umup bana pesimist damgası vuranlar da var. İstatistik bir bilim ve artık ona inanmaya başladım, hepsi bu.
Hayat bazen çok ilginç&amp;hellip;</description></item><item><title>Yitirmeden</title><link>/2011/01/30/2011-01-30-yitirmeden/</link><pubDate>Sun, 30 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/01/30/2011-01-30-yitirmeden/</guid><description>Hepimiz öleceğiz. Bu bir gerçek. Bu gerçeği sindirdiyseniz, devam edebiliriz.
Yalnız yaşamanın zorluklarından en büyüğü, olumlu ya da olumsuz bir şey olduğunda, bunu paylaşacak insanların sayısının azlığı. Mesela ben, buraya yerleşmemin ardından geçen iki buçuk yılda ne sevinçlerimi ne de hüzünlerimi tam anlamıyla yaşayabiliyorum. Düşünün ki, bana birisi gerçekten sarılmayalı o kadar olmuş ki, son yaptığım İstanbul yolculuğum esnasında, bir akşam doslarımdan biri sağolsun, bunu yaşadığımda içim ısındı resmen. Bir önceki yazıda bahsettiğim dost, o dost işte.</description></item><item><title>Dost, ...</title><link>/2011/01/20/2011-01-20-dost/</link><pubDate>Thu, 20 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/01/20/2011-01-20-dost/</guid><description>Günün birinde, canım diyebileceğim insanlardan biri, &amp;ldquo;Dost, annemizin doğurmayı unuttuğu kardeştir&amp;rdquo; diye bir kısa mesaj atmıştı. Aklıma yine o geldi, tutamadım kendimi, aktardım buraya.
Zaman,nasıl da geçiyor. O zamanlar üniversitenin ilk yılları, hala o okulun dört yılda bitmeyeceğine inanan kitlenin içindeydik. Kantinde batak oynayanlar vardı. Ve ben onlara katıldığımda kızan diğer arkadaşlarım&amp;hellip; Onlardan biriydi işte yukarıdaki cümleyi kuran. Şimdi aramızda binlerce kilometre mesafe var. Bir şekilde idare ediyoruz ama eskisi gibi değil, hiçbir şey.</description></item><item><title>Yıllar Sonra...</title><link>/2011/01/15/2011-01-15-yillar-sonra/</link><pubDate>Sat, 15 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/01/15/2011-01-15-yillar-sonra/</guid><description>Bundan yıllar sonra bir gün Hagi, Galatasaray maçı için İstanbul&amp;rsquo;a gider ve Mecidiyeköy&amp;rsquo;de bulunan bir alışveriş merkezinin zemin katındaki bir erkek giyim firmasında alışveriş yapmaktadır. O esnada, yanındaki kişiye döner ve anlatmaya başlar: &amp;ldquo;1999 yılıydı. Athletico Bilbao ile karşılaşıyorduk ve 90+1. dakikada durum 1-1 idi. O maç, o kadar kritik bir maçtı ki, bir sonraki tur için 3 puan almak zorundaydık. Aksi halde yolumuza devam edemiyorduk. Orta sahada Tugay sayesinde topu kaptık ve ben de o anda soldan gittim.</description></item><item><title>Burası Sami Yen...</title><link>/2011/01/11/2011-01-11-burasi-sami-yen/</link><pubDate>Tue, 11 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/01/11/2011-01-11-burasi-sami-yen/</guid><description>Bugün, benim gibi tüm Galatasaraylılar için özel bir gün. Nedeni, her yerde yeterince açık olarak belirtiliyor, o yüzden detaya girmeye gerek yok. Ali Sami Yen cehennemi, bugün Galatasaray tarihindeki son gününü yaşayacak ve çok daha büyük, çok daha modern, sakatlanan futbolcular böbreklerini üşütmesin diye alttan ısıtmalı sahası olan bir stadyuma taşınacak. Eminin ki orada da nice zaferlere imza atılacak. Ama o köhne stadyum olan Ali Sami Yen, herkesin aklında bir başka kalacak&amp;hellip;</description></item><item><title>Ait</title><link>/2011/01/04/2011-01-04-ait/</link><pubDate>Tue, 04 Jan 2011 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2011/01/04/2011-01-04-ait/</guid><description>Dün, yavaş yavaş aidiyetimi yitirdiğimi düşündüğüm yerden, kendimi hiç ait hissedemediğim, yaşadığım şehre geldim. Burası bıraktığım gibi: Soğuk, karlı, pis ve itici. Sadece idare edilesi bir yer yani. En azından benim için, sevilesi değil asla. Ama bir şekilde idare ediyoruz işte.
Buraya geldikten sonraki ilk İstanbul gezim, 4 hafta civarıydı. Çok güzel geçen günlerim vardı. Dönüşünde ise her şey altüst idi. Kendimi toparlayabilmem, yeniden belli şeylere odaklanabilmem çok uzun sürmüştü. O zamanlar her şey farklıydı, heyecanlar vardı, bilmediklerim, umduklarım, vesaire.</description></item><item><title>Orta Yol</title><link>/2010/12/28/2010-12-28-orta-yol/</link><pubDate>Tue, 28 Dec 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/12/28/2010-12-28-orta-yol/</guid><description>&amp;ldquo;Böyle zamanlarda Kopenhag gibi düzenli ve sakin yerlerin enerjisiyle kıyaslıyorum bizdeki çılgın tempoyu. Ve merak ediyorum hangisinde daha üretken olur acaba insan? Burada mı, orada mı? Bizde hayat daha zengin ve derin, ama yıpratıcı. Burada daha düzenli ve yapıcı, ama sıkıcı. Ortası olsa keşke. Ortası olabilir mi?&amp;rdquo; diyor Elif Şafak, &amp;ldquo;Firarperest&amp;rdquo; adlı kitabında. Haklı da. Aynen benim Almanya(ve aslında Almanya adı altında tüm orta Avrupa) için düşündüklerimi, Kopenhag&amp;rsquo;da bulunurken orası için yazmış.</description></item><item><title>Otuzbeşbuçuk</title><link>/2010/12/24/2010-12-24-otuzbesbucuk/</link><pubDate>Fri, 24 Dec 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/12/24/2010-12-24-otuzbesbucuk/</guid><description>Türkiye&amp;rsquo;nin en yaşanası şehri güzel İzmir&amp;rsquo;den herkese merhabalar! Bir süredir Türkiye&amp;rsquo;deyim ve kısa bir süre İstanbul&amp;rsquo;da kalıp güzel bir kaç gün geçirdikten sonra amcamın yanına, İzmir&amp;rsquo;e, güzel İzmir&amp;rsquo;e geldim.
İzmir&amp;rsquo;i, Ege&amp;rsquo;nin incisi olduğundan olsa gerek, çok ama çok seviyorum. Bu kadar güzel bir şehir, güzel insanlarla birleşince çok hoş bir yer oluyor. İnsanlara bir şey sorduğunuzda sizden kaçmıyorlar, yüzünüze bakıyorlar, göz göze gelince selamlıyorlar, vb.. Bu tip şeyleri en son Graz&amp;rsquo;da yaşadığım sıralarda gördüm ve bir süredir de ona özlem duyuyordum.</description></item><item><title>Istanbul&#39;a Dair...</title><link>/2010/12/21/2010-12-21-istanbula-dair/</link><pubDate>Tue, 21 Dec 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/12/21/2010-12-21-istanbula-dair/</guid><description>Dürüst olacağım: Bu sefer Türkiye&amp;rsquo;ye gelmeyi hiç istemiyordum. Bunu birkaç kez dile de getirdim hatta kimi insanlara. Asıl nedenini bilmesem de, bildiğim bir şey vardı, o da içimden gelmiyor oluşuydu.
Nedenini soranlar tabii ki oldu. Cevabım ise artık kendimi Istanbul&amp;rsquo;a ait hissetmemesi idi. Sanki buradaki hayatın dışında kalmış gibi bir his vardı içimde. Yalnızlık hissi, eski insanlarla konustugum yüzeysel şeyler böyle düşündürdü bana. Hem babamı goreli de çok olmamıştı. Özlemiştim tabii ama henüz Istanbul&amp;rsquo;a çağıran bir şey yoktu.</description></item><item><title>Erken Kalkın Çocuklar</title><link>/2010/11/16/2010-11-16-erken-kalkin-cocuklar/</link><pubDate>Tue, 16 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/11/16/2010-11-16-erken-kalkin-cocuklar/</guid><description>Ortalama bir Türk ailesinden geliyorum. Örfleri, adetleri bilirim çok şükür. Bana böyle öğretildi. Kelimesi kelimesine olmasa da &amp;ldquo;Düğün, cenaze, bayram, seyran önemlidir oğlum. Bu günlerde eşinin dotunun akrabanın yanında olursun. Çünkü onlar senin hayatındır.&amp;rdquo; dendi. Böyle yetiştim, böyle de gitti.
Küçüklüğümden beri anam babam bir. Bir süre öncesine kadar her bayram sabahı ayrı heyecan, ayrı telaşe vardı. Banyo yapılır, traş olunur(iki kişi) sonra da başlanırdı ziyaretler. Önce babaanneyei sonra amcalara, sonra teyzelere, gezer dururduk 3 veya 4 gün boyunca.</description></item><item><title>Bento</title><link>/2010/11/03/2010-11-03-bento/</link><pubDate>Wed, 03 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/11/03/2010-11-03-bento/</guid><description>Dün akşam kısa bir kahve molasında çektiğim iki deneysel fotoğraf var. Bunları da sizinle paylaşayım istedim.</description></item><item><title>Yağmurlu</title><link>/2010/11/02/2010-11-02-yagmurlu/</link><pubDate>Tue, 02 Nov 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/11/02/2010-11-02-yagmurlu/</guid><description>Bir Eylül günüydü. Yağmur yağıyordu. Benim şemsiyem vardı, senin yoktu&amp;hellip;
Bundan mı acaba Eylülleri ve yağmuru sevmem?
Biterken &amp;ldquo;Emiliana Torrini - Birds&amp;rdquo; çalıyordu&amp;hellip;</description></item><item><title>Kalanlar</title><link>/2010/10/29/2010-10-29-kalanlar/</link><pubDate>Fri, 29 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/10/29/2010-10-29-kalanlar/</guid><description>Yoğun bir dönemi dün atlattım. Bu sefer, oldukça da iyi atlattım, diyebilirim. Şu anda öğrenim görmekte olduğum üniversite, bilgisayar bilimleri alanında Almanya gibi güçlü bir ülkenin bu alandaki en iyi üniversitelerinden biri. Durum böyle olunca, oldukça da zor şartlar doğabiliyor. Çünkü profesörlerden rektörlüğe kadar beklentiler oldukça üst düzey.
Dün, sondan bir önceki sınavımı verdim. Çok şükür, iyi bir notla da verebildim bu kez. Daha önceki denememde çeşitli nedenlerden dolayı geçemediğim dersi, dün verdim ve artık sadece Şubat ayındaki tek sınavım var.</description></item><item><title>Sosyalim, itirazı olan?</title><link>/2010/10/24/2010-10-24-sosyalim-itirazi-olan/</link><pubDate>Sun, 24 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/10/24/2010-10-24-sosyalim-itirazi-olan/</guid><description>Çok gevezelik yapıyorum son zamanlarda. O kadar çok dinliyorum ki dünyanın her yerindeki eşimi dostumu ve tanımadığım ama güzel konuşan insanları, gözlerim iflas etmek üzere. Bir süredir gözlüğüme yeniden ihtiyaç duyduğumu hissetmeye başladım. Pikselli görüyorum hatta bazen hayatı. 1440&amp;rsquo;a 900 olmadığı zamanlarda, 1280x800 oluyor.
O kadar çok konuşuyorum ki dış dünyayla, parmaklarımın klavyede bilmedigi harf ve sembol sayısı çok az. Üstelik hem Almanca hem de Türkçe klavye düzeninde oldukça hızlandım bu aralar.</description></item><item><title>Siresi Yarisdaran...</title><link>/2010/10/18/2010-10-18-siresi-yarisdaran/</link><pubDate>Mon, 18 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/10/18/2010-10-18-siresi-yarisdaran/</guid><description>Erkan Oğur&amp;hellip; Türkiye&amp;rsquo;nin yetiştirdiği güzide sanatçılardan biri. Üstad, adam, ve daha bir çok sıfatı olan, muhteşem insan.
Yanına Djivan Gasparyan da gelmiş. Çok da iyi olmuş.
Fazla söze gerek yok. Siresi Yaristaran*, bulunuz, dinleyiniz&amp;hellip;
 * (Ermenice, Sevdiğimi Elimden Aldılar)</description></item><item><title>Ah Kadınlar…</title><link>/2010/10/11/2010-10-11-ah-kadinlar/</link><pubDate>Mon, 11 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/10/11/2010-10-11-ah-kadinlar/</guid><description>Hayat tecrübem cok fazla olmasa da, cevremdeki arkadaslarimin ve dostlarimin kayda deger bir kisminin kadin olmasindan ötürü haklarinda fikirlerim olusmus durumda.
Bugüne dek bir cok insan, kadinlari anlamanin zor oldugundan bahseder durur hep. Bunlara erkeklerin özel bir ilgisi var. Ben de dahil, bu fikre sahip olarak dünyaya geliyoruz erkek milleti olarak. Peki, gercekleri ne kadar yansitiyor? Neredeyse tamamina yakin kismini. Söyle ki, kadinlari anlamak gercekten zor. Ama kimin tarafindan zor? Bizim tarafimizdan zor.</description></item><item><title>Sıkıntı</title><link>/2010/10/05/2010-10-05-sikinti/</link><pubDate>Tue, 05 Oct 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/10/05/2010-10-05-sikinti/</guid><description>Bir şeyler söylemek istediğimde ya da ihtiyaç duyduğumda birilerinin gözleri içine bakıp konuşmak istiyorum, ekrana bakıp yazmak yerine.
Artık yoruldum. Evet, yoruldum. Kararlar vermekten, onları verirken tek başıma olmaktan, yanlış şeyler yapmaktan, yanlışlarımdan sonra kendi kendimi teselli etmekten ve nicelerinden yoruldum. Eski basit ve mutlu hayatımı özlüyorum. Bilgili olmak güzel tabi, ama mutlu olmanın yerini tutmuyor.
Bu kadar&amp;hellip;
Biterken &amp;ldquo;Feridun Düzağaç - Buralardan Gitme&amp;rdquo; çalıyordu&amp;hellip;</description></item><item><title>Barcelona, Te Quiero!</title><link>/2010/09/27/2010-09-27-barcelona-te-quiero/</link><pubDate>Mon, 27 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/09/27/2010-09-27-barcelona-te-quiero/</guid><description>Kisa bir süre önce 5 gün 4 gece icin Barcelona&amp;rsquo;ya gittim. Gitmez olaydim. Evet evet, gitmez olaydim. Cünkü &amp;ldquo;Bilgisizlik mutluluktur&amp;rdquo; sözüne uyan bir hal icindeyim su aralar. Gidip göreseydim Barcelona&amp;rsquo;yi, hala orta Avrupa&amp;rsquo;nin ne kadar güzel, sistemli, vesaire olduguna inanacaktim. Italya&amp;rsquo;ya gideli uzun zaman oldu, onu neredeyse unuttum. Hem hic alici gözle de bakmamistim. Ama okulumun da bitimi yaklastigindan(insallah) artik yasanasi yer mi degil mi ona bakiyorum her gördügüm yer icin.</description></item><item><title>Seni düşünmek</title><link>/2010/09/22/2010-09-22-seni-dusunmek/</link><pubDate>Wed, 22 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/09/22/2010-09-22-seni-dusunmek/</guid><description>Seni düşünmek, dünyaya bir dürbünle bakmak gibi. Yakın-mış-sın sanki&amp;hellip;</description></item><item><title>Yagmur</title><link>/2010/09/06/2010-09-06-yagmur/</link><pubDate>Mon, 06 Sep 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/09/06/2010-09-06-yagmur/</guid><description>Yagmur yagiyordu. Senin semsiyen yoktu, benim vardi. Yagmur yagiyordu ve farkindaydi her seyin&amp;hellip;</description></item><item><title>Yara</title><link>/2010/08/30/2010-08-30-yara/</link><pubDate>Mon, 30 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/30/2010-08-30-yara/</guid><description>Düstügümde eskiden, Canim arkadaslarim kaldirir, Melek&amp;rsquo;im pansuman yapardi. Yaram bile farkinda simdi, Büyüyünce kimsesi olmuyor insanin.</description></item><item><title>Ben Bir Marti Olsam...</title><link>/2010/08/28/2010-08-28-ben-bir-marti-olsam/</link><pubDate>Sat, 28 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/28/2010-08-28-ben-bir-marti-olsam/</guid><description>Bir kadin düsünün, dogum yeri Toronto - Kanada olsun. Cok güzel bir sesi olsun, ses sanatcisi olsun. Tarzi da Trük Halk Müzigi olsun. Dediklerimi kafanizda canlandirabildiniz mi, bilmiyorum. Canlandiramadiysaniz, buradan buyurun:
Adi Brenna MacCrimmon. Onunla ilk tanismam Fatih Akin&amp;lsquo;in &amp;ldquo;Istanbul Hatirasi&amp;rdquo; filminde oldu. O filmde iki parca söylüyordu ve o iki parcayi o kadar iyi söylüyordu ki, benim aklim yerinden oynadi duyunca. Icimden &amp;ldquo;Türkiye&amp;rsquo;de bir sürü &amp;lsquo;türkücü&amp;rsquo; sifatli insan albüm yapiyor, su kadin gibi söyleyemiyorlar.</description></item><item><title>Herkes Gider, Biz Kaliriz...</title><link>/2010/08/27/2010-08-27-herkes-gider-biz-kaliriz/</link><pubDate>Fri, 27 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/27/2010-08-27-herkes-gider-biz-kaliriz/</guid><description>Bu yazida, yazmak istediklerimi tam olarak toparlayamamis olabilirim. Kusuruma bakmayin. Ben, ölen sevgilimin ardindan yaziyorum bu satirlari. Bu kadari normal&amp;hellip;
Bugün talihsiz günlerden birini daha yasadik Galatasaray seyircisi olarak. Ukrayna&amp;rsquo;nin adi sani duyulmamis aptal saptal bir takimina elendik. Bu takim da, bundan önce zor bela berabere kalip deplasmanda eledigimiz takim da iceride-disarida 5 atilacak takimlar. Bu turu gecseydik, bu kadar üzülmezdim, ama sevin(e)mezdim de.
Ben, Galatasaray taraftariyim. Fenerbahce&amp;rsquo;ye, ezeli rakibime her sene yenilirim, ama hicbir zaman bugün su aptal takima elenmemiz ya da bir kac yil önceki Trömsö ve Helsingborg rezillikleri kadar koymaz bana.</description></item><item><title>Zere Sokak</title><link>/2010/08/26/2010-08-26-zere-sokak/</link><pubDate>Thu, 26 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/26/2010-08-26-zere-sokak/</guid><description>&amp;ldquo;Bunlar da Istanbullar&amp;rsquo;dan gelmisler.&amp;rdquo; dedi kadin komsusuna. Sessiz olmaya calisiyordu mümkün oldugunca. Istanbullular yaklasiyordu cünkü. Duyulsun istemiyordu. Utanma, cekinme, adi ne olursa olsun, bu duygu onu sessiz konusmaya itiyordu. Alisik degillerdi ne de olsa kasabalarina büyük sehirlerden birilerinin gelmesine. Bu gelenler, gelmeyi de birak, yerlesmislerdi üstelik. Bu durum da onu ve mahalledeki herkesi cok tedirgin ediyordu. Bu sebeple, ne zaman disarida görseler bu yabancilari, belli etmemeye calissalar da cekinip seslerinin seviyesini düsürüyor, konustuklarina daha da dikkat ediyorlardi.</description></item><item><title>insanları mutlu etmek</title><link>/2010/08/25/2010-08-25-insanlari-mutlu-etmek/</link><pubDate>Wed, 25 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/25/2010-08-25-insanlari-mutlu-etmek/</guid><description>Dün bahsetmistim, bugün öglen saatlerinde bir sinavim vardi. Artik sona yaklastigim icin konsantrasyon problemlerim var. Bir sekilde isler yoluna giriyor gerci, ama zaman aliyor. &amp;ldquo;Yasitlarim coluk cocuk sahibi oldu, ben hala okuyorum&amp;rdquo; modunda degilim. Olmamaya da calisiyorum. Sadece bazi sorumluluklar hissediyorum bir süredir omuzlarimda, hepsi bu. Bu durum da beni zaman zaman mutsuzluga sürüklüyor.
Mesela, arkadaslarim icinde hic ara vermeden ögrenim gören yalniz ben varim. Herkes bir sekilde is güc sahibi, ya da bir süre is güc sahibi olmus, sonradan ögrenimine devam etmek isteyen insanlar.</description></item><item><title>Tasinma ve Ruh Hallerim</title><link>/2010/08/24/2010-08-24-tasinma-ve-ruh-hallerim/</link><pubDate>Tue, 24 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/24/2010-08-24-tasinma-ve-ruh-hallerim/</guid><description>Merhabalar,
Bu, yeni bloguma yazdigim ilk yazim. Sizlerin de bildigi uzere, digerleri baska bir serviste yayinlanmisti. Ancak bir suredir sahibi oldugum domain ile artik kendi evinde, kendi ismiyle kendi veritabaninda duran yazilar olacak. Ustelik altyapiyi da wordpress&amp;lsquo;e tasidim. Yani artik komple farkli bir tecrube icindeyim blog konusunda. Iyi ya da kotu yaptigimi zaman gosterecek. Ancak gerek acik kaynakli olmasi, gerekse tema ve eklenti konusunda cok genis(gercekten cok genis) alternatiflere sahip olmasi bu konuda beni umutlandiriyor.</description></item><item><title>Bavul</title><link>/2010/08/20/2010-08-20-bavul/</link><pubDate>Fri, 20 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/20/2010-08-20-bavul/</guid><description>Giderken
&amp;ldquo;Sadece bavulum olsun yanimda&amp;rdquo;
Demistim sana.
Nereden bilirdim ki?</description></item><item><title>Bodrum&#39;un Ardindan</title><link>/2010/08/18/2010-08-18-bodrumun-ardindan/</link><pubDate>Wed, 18 Aug 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/08/18/2010-08-18-bodrumun-ardindan/</guid><description>Uzun zamandir ihtiyacim olan tatilim bitti ve kendi hayatima geri döndüm. Bu defa düsündügümden ve bekledigimden daha farkli seyler yaptim. Bir önceki Bodrum yazimi simdi okudugumda &amp;ldquo;Vay be!&amp;rdquo; diyorum mesela :).
Ne demek istedigimi biraz daha acayim. Gitmeden gayet sessiz-sakin bir tatil bekliordum. Sonrasinda ise bildigimiz &amp;ldquo;tiki&amp;rdquo; kavramina yakisabilecek seyler yaptim. Ben de sasiriyorum bunlara. Bir de kendi teknemle mavi yolculuk yapsam tam olacakti. O kusur kaldi ama. Ileride insallah o da olur, ne diyeyim :).</description></item><item><title>Bodrum Bodrum</title><link>/2010/07/21/2010-07-21-bodrum-bodrum/</link><pubDate>Wed, 21 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/07/21/2010-07-21-bodrum-bodrum/</guid><description>&amp;ldquo;Nasil anlatsam, nereden baslasam?&amp;rdquo;
Sonunda uzun bir aradan sonra tatil yapacagim(umarim). Istanbul&amp;rsquo;a olan biletimi coktan almistim da, henüz tatil kismini halledememistik. Bir sürü belirsizlik vardi tatil planinda. Uzun toplantialr sonucu sasirtici bir alternatif olarak Bodrum&amp;rsquo;da karar kildik. Son 10yilda 8 tatili Bodrum&amp;rsquo;da gecirmis bir aile olarak, bu kararin ne kadar sasirtici oldugu ortada :) Simdi sadece bir sey kaldi, o da kalacak yer kismi. Muhtemelen o da bugün hallolacaktir.
Bodrum&amp;rsquo;u seviyorum.</description></item><item><title>Gossip Girl, Sex and the City ve Robocop Cakmalari</title><link>/2010/07/16/2010-07-16-gossip-girl-sex-and-the-city-ve-robocop-cakmalari/</link><pubDate>Fri, 16 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/07/16/2010-07-16-gossip-girl-sex-and-the-city-ve-robocop-cakmalari/</guid><description>Su anda bunlari bir kafeden(cafè) yaziyorum. Bu sicakta canim sehrim Karlsruhe&amp;rsquo;nin tek klimali ve düzgün yeri olan bir yerdeyim. Ismini verip de simdi reklam yapmak istemiyorum ama su kadar söyleyeyim, yesil yazili, uluslararasi bir zincir ve sizi kaldiginiz süre boyunca kovmuyorlar. Sanirim bir hareketlenme oldu beyinlerde.
Simdi efendim kendimce bir kac gözlemde bulunacagim, eger isterseniz. Öncelikle, beni soka sokan bir nokta var. Burasi Avrupa ya hani, insanlar kültürlü, vesaire. Bugüne kadar duyduklarinizi unutun efendim.</description></item><item><title>Gülüs</title><link>/2010/07/13/2010-07-13-gulus/</link><pubDate>Tue, 13 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/07/13/2010-07-13-gulus/</guid><description>Sen gülüyorsun Ben gülüyorum, Her seye ragmen, salak gibi. Salaklikla asik olmanin Siniri neresi?
Biterken &amp;ldquo;Mercan Dede - 800&amp;rdquo; caliyordu.</description></item><item><title>Yeni</title><link>/2010/07/09/2010-07-09-yeni/</link><pubDate>Fri, 09 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/07/09/2010-07-09-yeni/</guid><description>Gecenlerde „Yarin geri kalan hayatimin ilk günü“ diye bir twit yazdim. Gercekten de cok kararliydim aslinda hayatimi degistirmeye. Tabi ki bu kolay bir sey degil, ama az cok ise yaradi. Bu yolda ilerledigimi hissediyorum su anda. Mesela artik daha az seyi kafama takmaya calisiyorum. Ya da yapmam gereken islere verdigim öncelikleri degitirmeye basladim. En azindan artik gercekten burada olma nedenim olan okuluma daha öncelik veriyorum. Bu da belki basarimi yukari ceker.</description></item><item><title>Diziler Üzerine</title><link>/2010/07/07/2010-07-07-diziler-uzerine/</link><pubDate>Wed, 07 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/07/07/2010-07-07-diziler-uzerine/</guid><description>Su yazimi okuyup da &amp;ldquo;Lan ne kadar da sert bir yazi. Dizi de mi izlemesin insanlar&amp;rdquo; diye düsünen var midir bilmiyorum. Bu tip bir yanlis anlamayi engellemek icin yaziyorum bu yaziyi.
Simdi, söyle bir sey var. Orada da bahsetmistim, ben de dizi izliyorum. Üstelik sadece yabanci dizi izleyip artistlik yapar gibi görünenlerden de degilim. Türk dizisi de izliyorum. Üstelik kimin eli kimin cebinde belli degil kivamindaki &amp;ldquo;Kavak Yelleri&amp;rdquo; dizisini izliyorum. Olaylarin sacmaliginin, senaryonun basitliginin, oyunculugunun cok iyi olmamasinin da farkinda olarak üstelik.</description></item><item><title>Büyüyorum</title><link>/2010/07/04/2010-07-04-buyuyorum/</link><pubDate>Sun, 04 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/07/04/2010-07-04-buyuyorum/</guid><description>Insan gercekten bazi seyleri kaybettikten sonra ögreniyor ne yapma(ma)si gerektigini. Üniversite yillarina kadar gercekten berbat bir hayati olan bir insanim. Hani derler ya, bir seyler benim yeniden dogmami sagladi diye, iste o bir sey benim üniversiteye girmemdir. Üniversiteye girmemle birlikte gercekten degistim. Daha sosyal, daha insani günler gecirmeye ve üzerimdeki &amp;ldquo;ölü topragini&amp;rdquo; attim, diyebilirim.
Degisim&amp;hellip; Üniversiteye baslamamla gercekten baska bir hayata basladim. Su anda zaman zaman(sik sik) birlikte zaman geciren lise &amp;ldquo;arkadaslarim&amp;rdquo; ile bugüne dek hicbir sey yapmadim.</description></item><item><title>Güncelleme</title><link>/2010/07/01/2010-07-01-guncelleme/</link><pubDate>Thu, 01 Jul 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/07/01/2010-07-01-guncelleme/</guid><description>Bu aralar cok iyi gecmeyen günlerim oldu. Daha iki gün önce bir sinavimdan kaldim. Hala 3 sinavim ve bir de tezim var su aptal sehirden kurtulabilme ihtimalimin dogmasi icin.
Her gecen gün daha da aptallasiyor bu sehir. Neresinden tutsan elinden kaliyor. Bir sehir düsünün ki, en turistik yerindeki cimleri bile 6 ayda bir bicsin/temizlesin. Bir yazi nbir de kisin. Bu sey gibi, evini yilda iki kez temizleyen insan gibi bir sey aslinda.</description></item><item><title>Ask-i Memnu ve Ötesi</title><link>/2010/06/25/2010-06-25-ask-i-memnu-ve-otesi/</link><pubDate>Fri, 25 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/06/25/2010-06-25-ask-i-memnu-ve-otesi/</guid><description>Saniyorum su an herkes Bihter&amp;rsquo;in cenazesinden dönmüs, acilarini kalplerine gömmüslerdir. Simdi size itiraf etmem gereken bir sey var. Siki tutunun: O dizideki karakterler gercek degil! Cok ciddiyim. O karakterler yalnizca sizi eglendirmek icin yaratilmislar. Yani aglamaniza falan gerek yok. Bihter ölmüs olabilir ama Beren Saat hala yasiyor. Sanirim ayagini burkmus, ama yasiyor, üzülmeyin. Ya da Behlül kacmis olabilir ama Kivanc Tatlitug muhtemelen tatile cikmis, martinisini yudumluyordur. Sikmayin caninizi. Onlar sadece sizleri uyutmak icin var.</description></item><item><title>Kücük Bir Tespit</title><link>/2010/06/24/2010-06-24-kucuk-bir-tespit/</link><pubDate>Thu, 24 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/06/24/2010-06-24-kucuk-bir-tespit/</guid><description>Konuyla ilgisi olmayan birine o konuyla ilgili bir sey anlatmak cok kolay bir is degil. Hatta kim olduguna göre kavgaya kadar varabiliyor bazen bu isin sonu. Ama aksine sakin kalmak ve sabirla anlatmak disinda bir secenek de yok. Neden? Cünkü bizler de her seyi bilmiyoruz. Bilemeyiz de zaten. Birileri de zaman zaman bize kimi konularda bir seyler anlatmak zorunda kaliyorlar. Biz de acizce dinlerken ve yapamazken, onlar da ayni seyi yasiyorlar.</description></item><item><title>Ege</title><link>/2010/06/17/2010-06-17-ege/</link><pubDate>Thu, 17 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/06/17/2010-06-17-ege/</guid><description>Bilen bilir, taniyan tanir. Ege&amp;rsquo;ye asik bir adamimdir ben. Bir önceki yazimdaki hikayeden de anlasilir bu durum.
Mesela deseler ki, gel kardesim, seni Ege&amp;rsquo;ye yerlestirecegiz, is güc de var seni yasatabilecek kadar, calisirsin. Cok para kazanamazsin belki ama bir sekilde yasayabilecegin kadar kazanirsin. Ama Ege&amp;rsquo;de yasarsin. Hemen kabul ederim. Izmir&amp;rsquo;de is olsa gider yerlesirim ama malesef ki tek merkezli ekonomiye sahip bir ülkede yasiyorum. Ne yapabilirim ki?
Ege, benim icin özeldir ve hep öyle olmustur.</description></item><item><title>Hosgeldin Mirim!</title><link>/2010/06/16/2010-06-16-hosgeldin-mirim/</link><pubDate>Wed, 16 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/06/16/2010-06-16-hosgeldin-mirim/</guid><description>&amp;ldquo;Oooo!&amp;rdquo; dedi, &amp;ldquo;Hosgeldin, mirim!&amp;rdquo;. Onu uzun yillardir &amp;ldquo;Mirim&amp;rdquo; diye cagirirdi. Önceleri sakayla karisik olsa da sonrasinda iyice üzerine yapismisti mirim kelimesi.
Üniversite yillarindan beri dostlardi. Aralarina mesafe girmesine karsin, iliskilerini korudular. Ortak noktalarini e-posta ya da anlik mesajlasma sistemleri ve onlarin konusma fonksiyonlari ile sagladilar yillarca, yan yana olmadiklari zamanlarda. Bir cok kisinin aksine, kopmadilar birbirlerinden. Belki de paylastiklari ortak kaderlerdendi. Zira bir süre birkac ay ara ile benzer seyleri yasadilar.</description></item><item><title>Yalnizlik ve Etkileri</title><link>/2010/06/15/2010-06-15-yalnizlik-ve-etkileri/</link><pubDate>Tue, 15 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/06/15/2010-06-15-yalnizlik-ve-etkileri/</guid><description>Yaziya baslamadan önce sunu belirtmek isterim ki, baslikta bahsedilen yalnizlik asla ruhen yalnizlik ya da bir es/sevgili edinmis olmama durumu degil. Bahsi gecen yalnizlik tamamen fiziki bir yalnizlik. Yani, yalniz yasayan ve cesitli nedenlerden dolayi cok sosyal bir yasam sürememe durumunun getirdigi bir yalnizlik.
Aciklama kismini hallettikten sonra asil konuma dönebilirim. Beni taniyanlar bilirler, tanimayanlar icin kücük bir giris yapayim. Biz Istanbul&amp;rsquo;da üniversitede ikinci ögretim gördügümüzden dolayi birbirine örgün ögretim gören bölümdaslarimizdan daha yakin olan insanlardik.</description></item><item><title>Bütün</title><link>/2010/06/06/2010-06-06-butun/</link><pubDate>Sun, 06 Jun 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/06/06/2010-06-06-butun/</guid><description>Sen,
Ben,
Variz.
Biz,
Yok.</description></item><item><title>Süper Lig&#39;in Ardindan II</title><link>/2010/05/18/2010-05-18-super-ligin-ardindan-ii/</link><pubDate>Tue, 18 May 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/05/18/2010-05-18-super-ligin-ardindan-ii/</guid><description>Bir önceki yazimda anlattiklarima simdi bir de diger takimlar acisindan bakalim.
Öncelikle sunu belirteyim, diger takimlarin Galatasaray maclari disindaki maclarini izlemedim. O yüzden de oyunlari vesaire hakkinda cok fazla yorum yapamam. Ancak diyecegim sudur, su anda Türkiye’de durumu ne olursa olsun, Fenerbahce kafaya oynar, oynatilir. Cünkü orada büyük bir endüstri, büyük para var. Tüm sponsorlar(isimlerine gerek yok) onlarla satiyor. Bugün sokaga cikin bakalim, kimin cebinde hangi takimin kredi karti/cep telefonu hatti/adi her neyse duruyor.</description></item><item><title>Süper Lig&#39;in Ardindan</title><link>/2010/05/17/2010-05-17-super-ligin-ardindan/</link><pubDate>Mon, 17 May 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/05/17/2010-05-17-super-ligin-ardindan/</guid><description>Merhaba,
Dün itibariyle, 2009 - 2010 Turkcell Süper Ligi sona erdi. Benim acimdan sevindirici bir son olmadi malesef. Tuttugum takim olan Galatasaray, malesef ligi cok iyi kadro yapisina ragmen ücüncü sirada bitirdi ve UEFA Avupa Ligi&amp;rsquo;ne gitmeye hak kazandi.
Digerlerini bilemem, ama bu beni pek de tatmin etmedi. Zira benim takimimdan her daim beklentim, en azindan Türkiye&amp;rsquo;de sampiyonluk olmustur. Bunu saglamayan seyler(ikincilik, Türkiye Kupasi finali, vb.) beni mutlu etmez. Bunun nedeni de, gelisme cagimda yasadigim günler.</description></item><item><title>Bir Sistemdir Karlsruhe, kendi icinde…</title><link>/2010/04/18/2010-04-18-bir-sistemdir-karlsruhe-kendi-icinde/</link><pubDate>Sun, 18 Apr 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/04/18/2010-04-18-bir-sistemdir-karlsruhe-kendi-icinde/</guid><description>Karlsruhe&amp;rsquo;de yasadigim su 1,5 yilda anladigim sey su: Bir sistemdir Karlsruhe. Kendi kurallari, kendi dengeleri olan bir sistem. Eger ki o sisteme uymazsa insan, disina atilir. Bu tüm Almanya&amp;rsquo;da böyle mi, bilmiyorum. Gezdigim yerler icin konusabilecegim, kismen. Sunu unutmamak gerekir ki, diger sehirlerin/ülkelerin de kendi sistemleri vardir, olmalidir da. Bunlar sehirlerin kimlikleridir cünkü. Onlar olmadiklarinda bir yerin baska bir yerden bir farki olmaz. Mesele bu kimliklerin ne kadar pozitif ya da negatif olmasidir.</description></item><item><title>Ben aslinda Yokum…</title><link>/2010/03/12/2010-03-12-ben-aslinda-yokum/</link><pubDate>Fri, 12 Mar 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/03/12/2010-03-12-ben-aslinda-yokum/</guid><description>Hayatin aslinda durmadigi, aktigi gercegini unutmustum bir süredir. Cikmis iste aklimdan, ne bileyim.
Biraz acayim. Bircogumuz saniyor ki biz bir seyler yapariz, sonra yeniden eski durumlara döneriz ve döndügümüzde olaylar biraktigimiz gibi kalir. Bunun böyle olmadigini hepimiz biliyoruz ama yine de nedense öyle saniyoruz. En yakin örnek, kendimim sanirim. Bunu ilk kez de yasamadim üstelik. Bu ikinci oluyor. Önce Graz&amp;rsquo;dayken olmustu, simdi de burada&amp;hellip; Ama dün yasadiklarim aklima gelmemisti hic. Dün geceyarisi anladim ki, aslinda sadece fiziksel olarak gitmek gerekmiyor bir yerlere.</description></item><item><title>Tesekkürler &#34;Ahmet Buhan&#34;, Tesekkürler &#34;Zihinden Problemler 3&#34;</title><link>/2010/01/30/2010-01-30-tesekkurler-ahmet-buhan-tesekkurler-zihinden-problemler-3/</link><pubDate>Sat, 30 Jan 2010 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2010/01/30/2010-01-30-tesekkurler-ahmet-buhan-tesekkurler-zihinden-problemler-3/</guid><description>Bir gün gelip de Türk egitim sisteminin herhangi bir konuda Almanlar&amp;rsquo;dan daha iyi olacagi aklimin ucundan bile gecmezdi. Ta ki bugün yasadigim ilginc olaya kadar.
Burada yapmakta oldugum aptal bir seminer var ve konusu söyle: Spor yaparak beyninizin daha iyi calismasini saglarsiniz, vesaire. Bu amacla da cesitli deneyler ve testler yapiliyor. Bunlarin bir tanesi de bugünkü zihinden matematik problemi cözme testiydi. 4 kisi oturup önce sabahin köründe, ardindan da en son olarak bu testleri cözdük.</description></item><item><title>Ömrümü yedin Karlsruhe</title><link>/2009/12/13/2009-12-13-omrumu-yedin-karlsruhe/</link><pubDate>Sun, 13 Dec 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/12/13/2009-12-13-omrumu-yedin-karlsruhe/</guid><description>Icim sikiliyor bu sabah. Cok hem de. Tersimden mi kalktim, nedir bilmiyorum. Ama icim sikiliyor. Sacma sapan isler yapmak zorunda birakildigim sürece sacma sapan olmayanlari da yapmamaya basladim. Tembellesiyorum&amp;hellip;
Sabah kalkar kalkmaz balsadim aptal bir makale okumaya. Cok gecmeden de zaten sövmeye basladim ve öylece biraktim. Haftaya Cumartesi sunum var. Üstelik yarim saatlik bir sunum.Konumu ne peki? &amp;ldquo;Dikkat&amp;rdquo;. Aman da aman, sevsinler. Üstelik su da var, bunu normalde iki kisi yapmamiz gerekiyordu.</description></item><item><title>Pesindeyiz – Nevizade Geceleri</title><link>/2009/10/25/2009-10-25-pesindeyiz-nevizade-geceleri/</link><pubDate>Sun, 25 Oct 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/10/25/2009-10-25-pesindeyiz-nevizade-geceleri/</guid><description>Giden her sevgilinin ardindan
Hep biz olduk el sallayan
Haykirsak duyarlar mi sesimizi
Hangi sevdadan galip ciktik ki
Yürüyoruz sessiz ve kederli
Nevizade geceleri
Inletiyoruz her cikisinda
Istiklal caddesini
Bosuna cekilmedi bunca cile
Yürüyoruz gündüz gece
Haykirdik ama duymadi hic kimse
Pesindeyiz her yerde
Zaten asklar hep yalan dolan
Sonu hep aci hüsran
Bize her sevdadan geriye kalan
Sadece GALATASARAY
Cimbombom&amp;rsquo;un Combombom&amp;rsquo;um
canim feda olsun sana
Hicbir seye degisilmez
Senin sevgin bu dünyada</description></item><item><title>Karadeniz</title><link>/2009/10/22/2009-10-22-karadeniz/</link><pubDate>Thu, 22 Oct 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/10/22/2009-10-22-karadeniz/</guid><description>Hep bir yanim olmadi benim orada. Yeni yeni aslinda sevgim Karadeniz’e. Cocukken “Senin memleketin babanin memleketi neresiyse orasidir.” derlerdi. Bununla yasadim yillarca. Erzincanli’ydim ben hep. Derseniz ki gittim mi? Gördüm mü, hayir. Ama dedim ya, Erzincanli’ydim ben.
Ordu’dan geliyor oysa ki benim diger bir yarim. Ben de cok iyi bilirim karalahana corbasini, karalahana dolmasini, ya da fasulye tursusu kavurmasini. Ama son yillarda anladim/anliyorum ben Karadeniz’i. Belki Kazim Koyuncu’yla, belki baska nedenlerden dolayi, bilmiyorum ama seviyorum oralari artik.</description></item><item><title>Evet, Murpy Kanunlarina Ben De Inaniyorum.</title><link>/2009/09/27/2009-09-27-evet-murpy-kanunlarina-ben-de-inaniyorum/</link><pubDate>Sun, 27 Sep 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/09/27/2009-09-27-evet-murpy-kanunlarina-ben-de-inaniyorum/</guid><description>Bugün ÖzgürlükIcin gezegeninde, Güngör Basa&amp;lsquo;nin yazdigi bir blog girdisini okurken bu konuda ben de bir seyler yazmaliyim dedim. Öncelikle o yaziya buradan ulasabilirsiniz.
Bu da yazi:
+++-
Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir.
Bir şeyin birkaç şekilde ters gitme olasılığı varsa, hep en kötü sonuç doğuracak şekilde ters gidecektir.
Bir şeyin ters gidebileceği olasılıkları engelleseniz bile, anında yeni bir olasılık ortaya çıkacaktır.
Bir şeyin olma olasılığı, istenme olasılığı ile ters orantılıdır.</description></item><item><title>En son</title><link>/2009/08/15/2009-08-15-en-son/</link><pubDate>Sat, 15 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/08/15/2009-08-15-en-son/</guid><description>Son bir kac gündür yolculugumun da yaklasmis olmasindan dolayi acaba Istanbul degismis midir diye düsünüyorum. Aklima gelen cesitli degisiklikler sunlar:
- Ben Istanbul&amp;rsquo;dayken henüz triicii(UMTS) yoktu. EDGE, GPRS, WAP kullanalar arasindaydik.
- Ben Istanbul&amp;rsquo;dayken Skibbe Galatasaray&amp;rsquo;in basinda. Lincoln henüz kacmamis, mor forma henüz ortaya cikmamisti.
- Ben Istanbul&amp;rsquo;dayken henüz metrobüs Anadolu yakasina gelmemisti. Insanlar sardalya gibi Camlica rampasinda duran ama kalkamayan metrobüste yolculuk etmeye baslamamislardi.
- Ben Istanbul&amp;rsquo;dayken secimler olmamis, insanlar kim ne yapari diyer konusuyorlardi.</description></item><item><title>&#34;Sesimi duyan var mi?&#34;</title><link>/2009/08/10/2009-08-10-sesimi-duyan-var-mi/</link><pubDate>Mon, 10 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/08/10/2009-08-10-sesimi-duyan-var-mi/</guid><description>10 yil önceydi bu cümle hayatimiza girdiginde. Gecenin tam köründe geldi, resmi kayitlara göre 20, söylentielre göre 50 bin kisiyi de yaninda götürdü giderken. Uzun zaman hepimiz onunla yasadik. Istanbul&amp;rsquo;u yiktik, bir sey olmaz yahu dedik, diyenler ekmegini yedi, dinleyenler inandi. Belki de hayatimizin ilk ve tek cadir günlerini gecirdik. Iste öyle günlerdi. Daha fazla yazmaya icim elvermiyor&amp;hellip;
Bu sabah posta kutuma bu serginin haberi geldi: http://www.fototrek.com/etkinlik_sergi17.html. Ben Istanbul&amp;rsquo;a geldigimde ziyaret etmeyi planliyorum, tavsiye ederim.</description></item><item><title>Bos…</title><link>/2009/08/09/2009-08-09-bos/</link><pubDate>Sun, 09 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/08/09/2009-08-09-bos/</guid><description>Ne zaman yolculugun esigine gelsem garip hissetmeye baslarim. Gerek fiziksel, gerek zihinsel, gerekse de herseysel olarak aklim artik o moda girmis olur.
Su anki durumum biraz daha farkli olmasina ragmen, özünde yine ayni durumu barindiriyor. Söyle ki, iki gün icinde bir sinavim var, ona calisamiyorum(hala) ve konsantrasyonum iyice düsmüs durumda. Ders calismak da gelmiyor icimden, calistigimda düsünmek de. Ben hayatimin hicbir döneminde bu kadar uzun süre stresli oldugumu animsamiyourm henüz. Aslinda bir yandan güzel, bir yandan da kötü bu durum.</description></item><item><title>Kirmizi !!</title><link>/2009/08/02/2009-08-02-kirmizi/</link><pubDate>Sun, 02 Aug 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/08/02/2009-08-02-kirmizi/</guid><description>Seni de özledim. Cok uzun zaman oldu görüsmeyeli. Ayri kaldik, ama hep yanimdaydin o süre boyunca. Kah internetten, kah kahveden takip ettim seni, etmeye de devam edecegim.
Neden? Cünkü sen bana hayatimda gurur duyabilecegim seyler yasatansin. Senin sayende ögrendim ben Götebor&amp;rsquo;un nerede oldugunu, Manchester United&amp;rsquo;in formasinin kirmizi oldugunu, Real&amp;rsquo;in &amp;ldquo;gercek&amp;rdquo;ten farkli bir anlami olabilecegini&amp;hellip; Ve senden ögrendim ben Edirne&amp;rsquo;nin disinda da bir yasam oldugunu. Belki de ondan su anda buradayim, kim bilir?</description></item><item><title>Iki bira…</title><link>/2009/07/14/2009-07-14-iki-bira/</link><pubDate>Tue, 14 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/07/14/2009-07-14-iki-bira/</guid><description>Iki bira insani ne kadar cesur yapabilir?
Su anda düsündügüm soru bu. Ya da söyle söyleyeyim, insanlarin mantiklarini bir kenara koyup duygulariyla hareket edebilmesi icin ne kadar alkol gerekir? Aklina „Nereden cikti simdi bu? Sacma sapan konusma Altug!“ sorusu gelenlere gerekli aciklamayi yapmak istiyorum:
Gecen Cuma aksami bir yerde oturup iki bira ictigimiz sirada basladi Daniel ile arkadasligimiz. O ana kadar derslerde görüsen, nadiren de bir kahve icmeye giden iki insanken, bir aksam anlik olarak bira icme karari almamizin ardindan anlattigimiz hikayelerimizden sonra arkadas olduk.</description></item><item><title>Kalsruhe, Ilk Izlenim</title><link>/2009/07/08/2009-07-08-karlsruhe-ilk-izlenim/</link><pubDate>Wed, 08 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/07/08/2009-07-08-karlsruhe-ilk-izlenim/</guid><description>Mutlu degilim sanki bu aralar. Belki dinlediklerin, belki baska seyler&amp;hellip; Ama degilim. Tam bir seyleri yoluna koymak isterken, yoluma cikanlar, yapmam gerekenler, yapmamam gerektigi halde yaptiklarim, hepsi hayatimi olumsuz etkilemeye basliyor sanirim yavas yavas. Mutlu degilim sanki, onu biliyorum.
Cogu zaman kendimi kandiriyorum, cevremdekileri mutluluk kaynagi olarak görüyorum, ama aslinda devekusu gibi kafami kuma gömüyorum, farkinda degilim. Ne buralara gelme nedenim buydu, ne de istediklerim Hos, neden geldigimi bile animsayamayacak kadar yorgunum su anda.</description></item><item><title>Yeni Bir Baslangic</title><link>/2009/07/05/2009-07-05-yeni-bir-baslangic/</link><pubDate>Sun, 05 Jul 2009 00:00:00 +0000</pubDate><guid>/2009/07/05/2009-07-05-yeni-bir-baslangic/</guid><description>An itibariyle yeni bir baslangic yapmaya karar verdim ve Ingilizce yazdigim blogumu buraya tasiyarak burada yeniden kendi dilimde devam etmeye karar verdim.
Bakalim nasil olacak :)</description></item></channel></rss>